Din ve siyaset

Haberin Devamı

Başbakan küllenen türban tartışmasını taa İspanya’dan üfleyerek harlı ateş haline getirdi.

Türbanın siyasi simge olduğunu kabul edip bu yasağı anayasa ile çözeceklerini söylemesi ne anlama geliyor?

Cevabı şu olabilir:

Altı-yedi aydır bir çıkış yolu arıyorlardı, bulamadılar ve Başbakan o çaresizliğe tepki koydu.

Çünkü 7 Ocak’ta TBMM Başkanı Köksal Toptan iktidar partisinin düşüncesini açıklamıştı:

“Anayasa ile bana göre türban sorunu çözülmez. Anayasada ‘üniversitelerde türban serbesttir’ diye hüküm olmaz. O zaten Anayasa tekniğine de uymaz!”

Belli ki 7 Ocak’ı izleyen hafta içinde köklü bir tavır ve karar değişikliği oldu.

Ama Başbakan’ın göze aldığı risk büyüktür.

Anayasa Mahkemesi türbanı “dinsel inançları simgeleyen belirtilerden biri olduğu için laik bilim ortamıyla bağdaştırılamaz” bulmuştur.

Yüksek mahkeme türban yasağına karşı olan eylem ve söylemleri ayrıca Refah ve Fazilet partileri hakkındaki kapatma kararlarının da sebebi saymıştır.

İhlâl değilse ihmal...

Şimdi Başbakan “türban simge bile olsa yasaklanamaz” diyor. Orada da durmayıp bu dini ve siyasi simge için anayasayı değiştireceklerini söyleyebiliyor.

Türban sorununu çözmenin yolu hukuku kırıp dökmek değildir.

Anayasa’nın 138’inci maddesi şunu diyor: “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

Türbanla ilgili içtihatlar değişmedikçe iktidarın o alanda yeni bir yasal zemin hazırlama yoluna gitmesi bile doğru değildir.

Başbakan’ın yaptığı bir anayasa ihlâli değilse bile en azından Anayasa ile ilgili görev ihmalidir!

Bu fark neyin nesi?

Türban lobisi, Başbakan’ın sayısal güce dayalı çözüm yöntemini eleştirenler üzerinde terör estiriyor.

Kullandıkları silâh, her zaman yaptıkları gibi hedef aldıkları insanların inancının kalitesi hakkında hüküm vermek ve onları cahillikten başlayıp kâfirliğe kadar damgalamaktır.

Bir de bazı din bilginlerinin aksi görüşlerine rağmen türbanı dinin olmazsa olmaz şartı olarak göstermekten vazgeçmiyorlar.

Son uluslararası toplantılar ve dış geziler, bizimkilerle başka Müslüman ülkelerin devlet adamlarını bir araya getirdi.

Resimlerden herkesin dikkatini çeken fark şu: Bizimkilerin eşleri, Mısır ve Suriye devlet başkanlarının eşleri ile Katar ve Ürdün kraliçelerinden daha sıkı kapalı. Neden?

Bu okumuş Arap kadınları Kur’an’ı anlayamıyorlar mı?

Bizimkilerin daha sıkı kapanmaları, Kur’an Arapçasını daha iyi bilmelerinden değilse siyasi simge farkı daha iyi fark edilsin diye mi?

DİĞER YENİ YAZILAR