Dikta sokakta biter

Haberin Devamı

Diktatörler coğrafyasında deprem oluyor. Zulüm üstüne kurulu saltanatlar yıkılmaya başladı.

Büyük oyun Mısır’da. Mübarek rejimi daha kaç gün dayanabilir?

Yüksek sesle ifade edilen umutlar Türkiye modelini işaret ediyor ama iyilik bu dünyada o kadar kolay inşa edilemiyor.

Baskın şeklinde gelen toplumsal tsunamilerin doğurduğu boşlukları hemen kötülük dolduruyor.

Çünkü kötülük pusudadır, hep hazırdır.

Seslendirilemeyen korku Mübarek’ten sonrasıdır. Yeni bir Humeyni mi, yoksa yeni bir Nasır mı?

Nüfusunun yarısı, yani 40 milyon insanı günde 2 Dolar ile yaşayan bu Mısır, ABD’nin döktüğü milyar dolarlara rağmen Tunus’tan gelen bir fırtınaya dayanamadı.

Merakım o ki bu yoksul ve eğitimsiz yapıda demokrasi fidanı tutar mı?

Çok geçmeden onun da cevabını alacağız.

Şu anda uzatmaları oynayan Mübarek rejiminin gitmesini bekliyoruz. Yeni rejimin kurulmasından önce yaşanacak olan boşluğun hangi güç merkezi tarafından doldurulacağı sorusunun cevabı geleceği belirleyecektir.

Git be Mübarek adam!

Amerika’nın, Türkiye’nin ve İsrail’in çabaları aynı hedefe yöneliktir:

Mübarek’in gidişi çok yüksek bir maliyet çıkarmamalı Mısır halkına. Aksi halde patlak verecek toplumsal gazap yalnız Mısır için değil tüm bölge için kâbus yaratabilir.

Bir defa her halükârda İsrail’e ve Amerika’ya Mübarek rejimi kadar rahat ettirecek bir rejimin geleceğini kimse hayal etmemelidir.

Elbette Türkiye’nin gönlü ve menfaati bu sarsıntının büyük altüst oluşlar yaşanmadan atlatılması ve dayanılmaz değişim taleplerinin patlamaya dönüşmeden önce karşılanması istikametindedir.

Başbakan Erdoğan dün bu dileğini Mübarek’e üstü kapalı “çekil” çağrısı yapan ifadelerle belirtmiştir.

AKP iktidarından gelen sesler, Mısır’da yaşanan tecrübenin bize olumlu yansımalar taşıyacağı konusunda umut verdi.

Benim gibi pek çok VATAN okuyucusu da aynı tespiti yapıp, aynı dileği paylaştı dün.

Mübarek’e o kıyamette aktardılar mı bilinmez ama Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanı da olsa herkesin bu dünyadan bir kefenle gideceğini hatırlatarak halktan gelen değişim arzusunu hemen karşılamasını salık veriyordu.

Orada pişer, bize de düşer

Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek “Mısır halkının temel hak ve özgürlüklerini kullanmasına, taleplerini demokratik ve şiddet dışı yöntemlerle ifade etmesine müsaade edilmesi gerektiğini” belirtiyordu.

Şanslı kullara kader, yanlışlarını farkedip yönlerini düzeltmeleri için sebep ve fırsat yaratır; bu sözlerden öyle bir iyilik bekleyebilir miyiz acaba?

Çünkü vatandaş her şeyi görüyor ve yargılıyor:

“Tekel işçileri, öğrenciler, sıradan vatandaşlar dileğini, derdini, şikâyetini anlatmak için gösteri yaptığında karnındaki bebeği düşürecek, ağzını, burnunu, kolunu kıracak kadar şiddet gösterilmesine müsaade eden hükümet, bu hükümet değil mi?”

“Protesto eylemi yapabilir şüphesiyle mimlenen vatandaşları, Başbakan’ın gelişinden önce toplayıp tedbir diye polis nezarethanesine tıkan bir demokrasi dünyada var mı?”

Bu soruların cevabı olmaz.

Yapılması gereken, bu ağır yanlışın düzeltilmesidir.

Ortadoğu’da yayılmakta olan devrim alevleri diktatörlükleri silip süpürecekse tümünün cehenneme kadar yolu.

Hele bu yangın, bize kendi demokrasimizin arızalarını gösterecek ve düzeltilmesi için fırsat yaratacaksa şenlik ateşi sayar, selâmlarız.

DİĞER YENİ YAZILAR