Dikkatli olalım!

Haberin Devamı


Hiçbir kötülük, onu cezalandırmak amacıyla bile yapılmış olsa başka bir kötülüğü meşru kılmaz.

İsrail yöneticileri “Ateşkesi uzatmayacaklarını söyleyen Hamas’tır. Roketleri atanlar da onlardı. Uyarılarımızı dinlemediler” diyorlar.

Ama bu gerekçe, çoğu sivil 300’ü aşkın insanın ölümü ile sonuçlanan katliamcı gaddarlığı haklı gösteremez.

Pulitzer ödüllü Independent yazarı Robert Fisk dün özgür vicdanlar adına isyan ediyordu:

“Hamas’ın el yapımı roketleri 8 yılda yalnız 20 İsrailli’nin ölümüne sebep oldu. İsrail savaş uçaklarının bir günlük baskınının bilançosu 300 ölü...

IRA Kuzey İrlanda’ya havan topu saldırısı düzenlediğinde İngiliz Hava Kuvvetleri İrlandalılara ders vermek için hava saldırısı düzenleyip 300 sivili mi öldürdü?”

İsrail’in uyguladığı şiddet, meşru savunma mıdır yoksa yürüttüğü milli politikanın temeli mi?

Korkarız ki İsrail, beşeri vicdanın kabul edeceği bir barışın çok ötesinde hedefler gütmektedir ve bu hedefine yürümek için her imkânı meşru görmektedir.

Buna Filistin halkı ve Müslüman ülkeler içinde var olan anlaşmazlıkları körüklemek ve sömürmek de dahildir.

Hamas’ın Gazze’de tasfiye edildiğini gördüklerinde bayram edecek Müslüman ülkelerin bu katliama üzülenlerden daha az olmadığını herkes biliyor.

Ankara’ya söyledi mi?

Dün Hamas liderleri ateşkes için çağrı üstüne çağrı yapıyorlardı.

İsrail karşısındaki çaresizliklerini anlamaları için bu savaş makinesine 300 insanı öldürtmeleri mi gerekiyordu?

Gazze’de yaşanan trajedi, kötü yöneticilerin faturasını günahsız toplumlarına kesen gaddarlığa utanç verici bir örnektir.

Türk halkı bu trajedinin acısını yaşarken Başbakan Erdoğan’ın heveslendiği arabuluculuk rolünden dolayı ayrıca sorumluluğu var mı; onu da sorguluyor.

İsrail hükümeti operasyon kararını aldıktan sonra Başbakan Olmert 22 Aralık’ta Ankara’yı ziyaret etti.

Gazze’de temizlik yapacaklarını Ankara’da Erdoğan’a ve Gül’e açtı mı?

Başbakan Erdoğan’ın, yürütmeye çalıştığı barış çabalarına saygısızlık sayarak saldırıyı kınaması haklıdır ama bu meselenin derinliğini ve karmaşıklığını kavramaktan uzak yaklaşımları da eksiğidir.

Obama’ya karşılama!

Diplomaside arabuluculuk, çözüm öneren bir roldür. Türkiye, bağımsız Filistin devletine ulaşma hedefini daha açık ortaya koymalıdır.

İsrail halkının korkusuz yaşaması da buna bağlıdır çünkü. Nefret ve intikam duygusu ile beslenecek bir hayatın iki tarafa da ölüm ve mutsuzluktan başka vereceği bir şey yoktur. İkinci Dünya Savaşı’ndan beri süren bu savaş ne zaman bitecek?

Düğüm de, anahtar da Amerika’dır.

Türkiye ABD’nin bu rolü adil bir süper güç olarak üstlenmesi için çaba harcamalıdır. Bölgedeki karmaşık hesapların kurduğu tuzaklara düşmemek, içe dönük “sınır aşırı lider” görünme fiyakasının risklerine girmemek çok önemlidir.

Gazze’de Hamas’a destek vermek adına İran’ın Lübnan’daki Hizbullah’ı harekete geçirme niyetini sınamak, eğer varsa önüne geçmek, şu aşamada yapabileceğimiz en hayırlı hizmet olur.

Çünkü İsrail’in 20 gün sonra işe başlayacak ABD Başkanı Obama’ya kendi usulünce bir karşılama yapmak amacıyla Gazze’yi kan gölüne çevirdiğini düşünenler vardır.

Bu tırmanış, Obama’ya atfedilen adil ve ılımlı çözüm politikalarının doğmadan ölmesine sebep olacaktır.

Orta Doğu’daki günahların baş sorumlusu Amerika’dır ve insanlık Obama ile ele geçirdiği şansı heba etmemelidir!

DİĞER YENİ YAZILAR