CNNTürk dünkü gelişmeleri “yargıda deprem” başlığı altında verdi.
Ama durum daha vahimdir.
Adalet gerçekten devletin temeli ise depremin merkez üssü devlettir çünkü!
Türkiye’yi altüst eden, ülkede hiç kimsenin kendini güvende hissetmesine artık müsaade etmeyen olaylar, bir başsavcının üç cemaatle ilgili soruşturma başlatması yüzünden patlak vermiştir.
Yani cumhuriyetin savcısı olarak yapması gereken görevi yerine getirmesi yüzünden...
Adalet sistemine karıştırılan bir sürü entrika sayesinde dosya korunmak istenen dinci örgütleri güven altına almışsa da bununla yetinilmemiş, gözdağı verme amaçlı operasyonlar dizisi Erzincan C. Başsavcısı’nın tutuklanmasına kadar dayanmıştır.
Sistemin savunma refleksi dün kendini Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda gösterdi.
HSYK, Erzincan Başsavcısı’nı tutuklatan Erzurum savcılarının özel yetkilerini kaldıran ve haklarında suç duyusunda bulunan bir kararı oy çokluğu ile kabul etti.
İnceleme başlıyor
Haber iktidar çevrelerinde tepki doğurdu. AKP’nin yargıya karşı bilinen tüm eleştirel sloganları bu vesile ile tekrar resmigeçit yaptı.
İktidar istediği zaman HSYK’nın toplanmasını engelleyebiliyor.
Dün gaflete mi düştüler?
Tahminler şu noktada toplanıyor: İktidar kurulun bir açıklama yapıp dağılacağını bekliyordu. Böylesine radikal bir karar çıkacağını kimse tahmin etmedi. Nitekim kurulun üyesi olan müsteşar, kararın yönü anlaşılınca toplantıyı hemen terk etti.
HSYK kararına Yargıtay Danıştay ve Barolar Birliği destek verirken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada “Habur, Erzincan ve Erzurum adli yargı çevrelerinde yargıyı yıpratan yargıya olan güveni sarsan tahkikatların incelemeye alındığı” belirtildi.
Ağır tarihi vebal
Erzincan Başsavcısı’nı tutuklayan sürece ve aktörlerine yönelen HSYK kararı için tanınmış anayasa hukuku profesörü Erdoğan Teziç yapılanın “Yetki sapması, hatta ağır bir yetki gasbı” olduğunu ifade etti sorumuz üzerine. “Hukukun ne olduğunu HSYK söyledi” dedi.
Yargıtay Ceza Kurulu Onursal Başkanı Osman Şirin de hızla karar üreten HSYK’yı övdü ve “gelecek konusunda son derece kaygılı” olduğunu belirtti.
Evet, bu kaygıyı paylaşmamak elde değildir.
Yaşanan rezaletten sonra irtica tehdidinin üstüne gidecek cesareti kaybetmemiş kaç savcı kalacaktır acaba geriye?
Bu iktidar, cumhuriyetin güvencelerini sistemli olarak kaybettiği talihsiz bir dönemin ağır tarihi sorumluluğunu taşıyor.
Her günah başka bir günahın davetiyesini çıkarırmış.
AKP’nin bağımsız kurumlara baş eğdirme ihtirasından bir an önce kurtulması ve yürütme organı olarak parçası olduğu devletle barış yapması, artık bir tercih değil mecburiyet halini almıştır.
İktidar sahipleri “Rüzgâr eken fırtına biçer” sözünü hiç unutmamalılar!
Devlette deprem!
Haberin Devamı

