Devlet Denetleme Kurulu’nun Dink raporu, cesur bir iddianameye benziyor.
Raporda kayda geçen ihmalleri, hataları ve yasal eksikleri okuyanların oluşturacağı bir halk mahkemesi kurulsa ne karar çıkacağını merak etmeye bile hacet yok.
Jüri yüzde yüz “suçlu” kararı verecektir sanık sandalyesindeki devlet için!
Cumhurbaşkanı Gül’ün talimatıyla yapılan gazeteci Hrant Dink suikastına ilişkin DDK incelemesinin raporu bazı bölümler sansür edilerek dün açıklandı.
Ama karartmalar, yaşam hakkının korunamadığına ilişkin tespitin “devlet için yüz karası” niteliğini hafifletmiyor.
Ağır hizmet kusuru...
Kurul, Dink’e yönelik tehlikenin emniyet ve jandarma tarafından önceden öğrenilmiş olduğunu;
Ama istihbarat birimlerinin Hrant Dink’i korumak amacıyla çalışma yapmadığını ve işbirliğine gitmediklerini;
İdari makamların tehdidi bilmelerine rağmen önleyici tedbir almadıklarını belirlemiş ve kayda geçirmiştir.
DDK sonuç olarak Anayasa’da ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ifadesini bulan yaşam hakkının korunması konusundaki yükümlülüğün yerine getirilmediğine ve “ağır bir kamu hizmet kusuru” oluştuğuna karar vermiştir.
Peki bu ağır hizmet kusuruna sebep olan devlet organları ile devlet yetkililerini belirlemeye dönük çabalar hedefine ulaşmış mıdır?
Hayır... DDK bunun sebep ve sonuçlarını da değerlendiriyor.
Hem Dink suikastı bağlamında hem de geleceğe bakarak.
Yargı el koyabilmeli...
Kurul Hrant Dink suikastında bazı kamu görevlilerinin ihmal ve hatalarını tespit etmiştir.
Ama kasıt var mı; işte bu sorunun mevcut memur soruşturma süreçleri içinde cevaplanamadığını ve bu şartlarda cevaplanamayacağını belirtiyor.
Önerilen çözüm şu:
Böyle durumlarda soruşturmaya yargı el koyabilmelidir!
Çünkü Dink örneğinde kusur veya ihmali görülen kamu görevlilerinden hiçbiri amirleri izin vermediği için yargılanamamıştır.
Yaşanan tecrübe kanıtlıyor ki, suçlanan memurları koruyan ayrıcalıklar çoğaldıkça vatandaşın yaşama hakkının korunmasında zaaflar da azalmıyor, artıyor.
Kanun yapmakla hukuka bağlılığı birbirine karıştıran iktidar çoğunluğu, yeni bir kara mizah örneğinin hışmına uğramıştır.
Cumhurbaşkanı Gül bir gün MİT mensuplarını Başbakan’ın kararına bağlı olarak yargıya karşı dokunulmaz kılan yasayı imzalayıp yürürlüğe soktu, ertesi gün memurları yargıdan kaçıran düzenin yaşama hakkını tehlikeye attığını belirten Hrant Dink raporuna onay verdi.
Ne olacak şimdi?
Koskoca devletin anlı şanlı yöneticilerine kusur bulacak veya “yaptığınız ayıptır” diyecek halimiz olamaz.
Eskiden vardı bu özgürlük şimdi yok. Ancak “kader utansın” diyebiliriz.
Bir de bu çelişkinin, Hrant Dink cinayetinin asıl sorumlularını yargıdan kaçıran düzeni sürdürmek amacıyla kullanılmaması için dua edebiliriz.
Dualarınızı esirgemeyin!
Devletin Dink itirafı!
Haberin Devamı

