Türk halkını hedef alan psikolojik savaşın canlı bombası, sahte haham, hayalet ajan Tuncay Güney yeniden yüksek huzurlarınızda!..
Ergenekon iddianamesinin açıklanması arifesinde kamuoyu oluşturma misyonu ile öne çıkan bir gazete, önceki gün yeni bir “çomaklama” hizmetine taşeronluk etti.
İfadeleriyle Ergenekon örgütünün deşifre olmasına öncülük ettiği belirtilen Tuncay Güney’in MİT ajanı olduğuna dair bir belge yayınlandı ve MİT de belgenin kendilerine ait olduğu kabul etti.
Aslında tuhaf bir kabuldü bu. Belgenin gerçek olduğu belirtilmekle beraber Güney için “Kayıtlı bir haber kaynağımız değil” deniyordu.
Bu durum, Tuncay Güney’in “kayıt dışı ajan” olarak MİT’e çalıştığı gerçeğine işaret ediyor.
MİT açıklaması, Güney’i 1997 yılında faaliyetine son verilen “Kontr Terör Merkezi”nin başındaki Mehmet Eymür’ün adamı olduğuna dair bir kanaat uyandırıyor.
Bu ilişkilendirmeyi dün Eymür hemen yalanladı. Hürriyet’e yaptığı açıklamada şunu dedi:
“Tuncay Güney bir sürü laf ediyor. ‘Belge topladım MİT’e verdim’ diyor. MİT bu sözlerle ilgili açıklama yapmazken yaptığı açıklamada beni neden işaret ediyor, anlamadım.. Tuncay Güney’i tanımıyorum, hiçbir tanışıklığım, görüşmüşlüğüm yok.”
Kutupların savaşı
Ergenekon davası üstünden Türkiye’yi yönetme fırsatı doğduğuna inanan ve bu fırsatı kullanan çevrelere meydan daha ne kadar boş bırakılacak?
MİT gibi istihbarat kuruluşları, devletin temel kurumlarından biridir. Onlardan vazgeçilemez.
Ergenekon davası bağlamında ortaya çıkan iddialar ve ilişki örgüleri toplumun güven duygusunu ve onun yanında adalet duygusunu zedelemiştir. Bu dava için Başbakan’ın “savcı”, ana muhalefet liderinin de “avukat” rollerini üstlenerek sahneye çıktıklarını unutamayız.
Toplumda oluşan kutuplar adeta bu dava üstünden birbirleriyle hesaplaşmaktadır. Böyle durumlarda istihbarat örgütleri daima günah keçisi konumuna itilirler. Ama davanın seyrini etkilemeden MİT’in kendisini koruması mümkündür ve bu görev ihmal edilmemelidir.
Hürriyet’in başyazarı Oktay Ekşi dün “bir gün bile beklemeden” MİT’in lâğvedilmesini ve yeni bir istihbarat teşkilâtı kurulmasını öneriyordu.
Ekşi’nin tepkisi yaygın bir katılıma tercüman oluyordur kuşkusuz ama çare herhalde kötü yönetilen kurumları kapatmak değil, kötü yöneticilerin elinden kurtarmak olmalıdır.
Aydınlık güvendir
İstihbarat örgütleri iyi çalışmayan toplumlar kendilerini güvenlik içinde hissedemez. Bu duygu peş peşe gelen olaylar nedeniyle Türkiye’de yaygın olarak yaşanmaktadır.
MİT bu güvensizliği yok etmek için inisiyatif almalı, hükümet de onu cesaretlendirmelidir.
Bir haham bozuntusunun Atlantik’in öbür tarafında ürettiği fitne fesatla Türkiye’nin toplumsal sağlığı üstünde bu kadar etkili olabilmesi devletin ayıbıdır.
MİT itibarını geri alacak anlaşılır açıklamaları bir an önce yapmalı, Türk halkının bu iğrenç dezenformasyon atmosferinde korku yaşamasını kendine hakaret saymalıdır.
Millet Meclisi bu sorunu genel görüşme konusu yapacak kadar bile merak etmiyor mu?
Devletin ayıbı
Haberin Devamı

