Devlet parası ile oy satın almak!

Haberin Devamı

Yüksek Seçim Kurulu seçmene hediye dağıtmanın Anayasa suçu olduğunu açıkça ortaya koydu.

Aklı ve vicdanı olan herkes bu dağıtımın seçimin namusuna tecavüz olduğunu ilk günden beri görüyordu.

Aslında kömür ve gıda yardımı da aynı şeydir ama yoksulluk o kadar derin ki, insanlar fakir fukaranın bedduasından korktuğu için susmuşlardır.

Ne getirmiştir bu suskunluk?

Daha ağır hukuk ihlâlleri...

Devlet parası ile oy avcılığı yapmanın ar damarı çatlaması, ceza verme gücünü yitirmiş sistemin kaçınılmaz sonudur!

YSK’nın oybirliği ile karar oluşturması ne işe yaradı; hiç.. Tunceli’de dağıtım aynen sürüyor.

Yargı kararlarına uymaya iktidar da mecburdur. YSK’nın suç duyurusu ne işe yarayacak?

Hukuk devletinin çarkları nasıl işletilecek? İşletilmeyecek!

Yardımları valiler, kaymakamlar dağıtıyor.

Bu işi kamyonun şoför mahalline oturacak kadar sahiplenen valileri, kaymakamları Başbakan yüceltiyor. Yani yargının “suç” saydığı eylemi kim göze alırsa, iktidarın gözünde kahraman oluyor.

Öbürleri de kara listeye alınıp ilk fırsatta kızağa çekiliyor.

Yardımların sosyal değil siyasal amaçlarla yapıldığına dair açığa çıkan son kanıt, bugünkü VATAN’ın manşetidir.

Yardım edilecek aileleri her ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının mütevelli heyetleri belirliyor. Görüldü ki mütevelli heyetleri de yanlı oluşturulmuştur.

Partizan kadrolaşma nedeniyle “emir kulu memur”lar zaten ağırlıktadır. Bu yetmiyor gibi tarafsızlığı gözetsinler diye heyete alınması öngörülen hayırsever nitelikte “2 üye”den biri İstanbul’un 37 ilçesinde AKP’lilerden seçilmiştir. Yasa “yapamazsınız” diyor ama kimse dinlemiyor.

Ülkeyi bugün, devletin parası ile oy toplayan bir iktidar yönetiyor.

Laikliğe karşı eylemlerin odağı olmaktan hüküm giyen AKP’ye bir şey olmadı.

Şimdi “hukuk devletine karşı eylemlerin odağı” olmanın da cezasız kalacağını sanki ispat etmenin peşinde...

Mahkeme kararlarını belediye yasağına indirgeyen zihniyetin niyetini, hedefini iyi takip etmek lâzım.

İktidar, Anayasa’nın değiştirilemez maddelerini işlevsiz bırakarak ortadan kaldırmaya çalışıyor olabilir mi?

Bilinçli suskunluk

Seçim döneminde parti önderlerinin yolsuzluk suçlamaları karşısında daha hassas olmaları gerekir.

Ama bu genel kural bizde çalışmıyor.

Çünkü siyasetçiler, kürsülerde göklere çıkardıkları halkın gerçekte değer yargılarına pek de saygılı olmadığına, her rezaleti birkaç günde unuttuklarına, unutacaklarına inanırlar.

Meselâ İstanbul Belediye Başkanı Topbaş Rumelihisarı’ndaki imar yolsuzluğuna konu olan iş yerinin üçte ikisine kendi ailesinin sahip olduğunu ancak bir hafta sonra itiraf etti. Medya baskısı olmasa uyutacaktı.

Şimdi aynı şansı Başbakan, oğlu ve gelininin iş adamı Cihan Kamer’le iş ortaklığını unutturmak için kullanacak. Ama nafile...

Asabiyetten üslup üreten Başbakan’ın, hava limanındaki kuyumcu ortaklığı kanıtlandıktan sonra benimsediği suskunluk işe yaramayacak, tersine siyasi ahlâk ihlâlinin itirafı sayılacaktır.

Yurt dışındaki eğitimlerini bile dost yardımı ile tamamlayan çocuklarının, yıllık kirası 870 bin Avro olan bir kuyumcunun yarısına ortak olmalarını sağlayan maddi imkânları bu kadar kısa zamanda nasıl yarattıklarını millet bilmek isteyecektir.

Başbakan borç altındadır.

Bir an önce ödemeye baksın!


DİĞER YENİ YAZILAR