Fındığın üretimi ve ticareti neredeyse 2 milyar dolarlık bir faaliyetin konusu oluyor.
Fındık, Karadeniz için nimettir. Ona kem söz söyleyen çarpılır. Başbakan Erdoğan kötü söz söylediği için Karadenizli ile başı derde girdi.
İlk yaptığı, yani Fiskobirlik'i özerk hale getirmek doğru bir adımdı.
Banka batsın devlet ödesin, hırsız çalsın devlet ödesin, çiftçi zarar etsin devlet ödesin… Millet soyulmaktan usanmıştı. Fiskobirlik'in özel sektör kuruluşu haline getirilmesi hem devleti cereme ödemekten koruyacak, hem de fındık üreticisine kazancını artırma olanağı sağlayacaktı.
İktidar ilk yanlışı, Fiskobirlik'e bağımsızlığını verirken yaptı.
Bu işin dış ticaretten, planlama ve finansmandan anlayan, 2 milyar dolarlık bir üretimi ve ticareti çevirme yeteneğine sahip, dil bilen yöneticiler gerektirdiğini akıl edemedi.
Fiskobirlik yönetimi, var yılında ürünü depolayacak basireti gösterebilseydi hem istediği bankadan borç alabilirdi hem de fındık fiyatlarını yerlerde süründürmezdi.
Başbakan bu günahının ağırlığını hissediyor olmalıdır.
Tabiatı özür dilemeye müsait olmadığı için "Bizim paralar ne olacak" diye soran çiftçiye ikinci yanlışını yapmıştır:
"Git onu Fiskobirlik'e sor!"
Bir siyasi lider, kanayan bir yaraya tuz ekmez; Erdoğan bunu yaptı. Şimdi tamir etmenin yollarını arıyor. Ama korkarız kaş yaparken göz çıkaracak!
Bağımsız birlikler yoluyla devlet desteğine son vermek bir devrimdi, karşı devrim mi yapacak?
Dünya fiyatlarına bakmadan hükümet eskisi gibi siyasi fiyatlar mı belirleyecek? Haberler öyle geliyor.
CHP'li milletvekilleri eylem koyarak hükümeti buna zorluyor.
"Hükümet fiyatları yükseltmek için Toprak Mahsulleri Ofisi'ne fındık aldırıp depolarında bekletebilir" diyorlar.
Önümüzdeki yıl seçim var. Fındıkçıdan korkan iktidar öbür üreticilerden de korkmalıdır.
Acaba Toprak Mahsulleri Ofisi, patlıcan, kabak ve hıyar desteklemeleri için depolama tesislerini genişletmeli midir?
Allah bizi ıslah etsin!
Kumar günah ama ya bu?..
Rahmetli Özal'ın kumarhaneleri yasal hale getirmesi Türk turizminin yükselme devrini başlatmıştı.
Onun fikri şuydu: Bu meret nasılsa oynanıyor. Bütün gelirini mafya toplayacak yerde yatırım yapan ciddi kuruluşlar kazansın ve devlete de vergilerini ödesin.
Çok canlar yandı o kumarhanelerde. Ama günah, denetleyen bir otoriteyi tesis edemeyenlerindi. Şimdi kumarhaneler yasak. Peki kumar oynanmıyor mu?
VATAN iki gündür İstanbul'da yığınla villada ruletlerin döndüğünü yazıyor.
Özal'a kumarhaneleri açtıran sebepler aynen geri geldi:
Bu meret oynanıyor ve devletin alacağı vergi de dahil bütün parayı mafya topluyor.
Kumar günah da, bu daha günah değil mi?

