Bugünkü manşetimizi "İktidarın Apo sancısı" diye atmak acaba daha mı doğru olurdu?
Çünkü siyasi iktidar dışındaki aktörler, Apo'nun yeniden yargılanmasını gündeme getirecek olan AİHM kararı karşısında hükümete engel çıkarmıyorlar ama sorumluluğu paylaşmaya da yanaşmıyorlar.
Bilindiği gibi yargılamanın üyeleri arasında askeri hakim bulunan bir mahkemede başladığı ve adil yargılanma kriterine uyulmadığı gerekçesiyle Apo adına AİHM'e yapılan başvuru Türkiye'nin mahkûmiyeti ile sonuçlanmıştı.
Türkiye'nin yaptığı itirazı, temyiz niteliğindeki Büyük Daire'nin reddetmesi bekleniyor.
Öyle bir durumda, AİHM'in hükmettiği tazminatı ödeyip kulağının üstüne yatabilir mi Türkiye?
Hayır.. Çünkü birçok AB ülkesi gibi "yargılanmanın yenilenmesi" yönündeki Avrupa Konseyi tavsiyesini biz de kabul ettik. Fakat bu haktan Abdullah Öcalan'ın yararlanmasını önlemek amacıyla yapılan düzenleme şimdi yolumuzu kapatmaktadır.
Pire için yorgan yakmak
"Yeniden yargılanma hakkından Apo'nun yararlanmasına yasalarımız izin vermiyor" mazeretimizi AB kabul etmeyecek, üyelik müzakerelerini geciktirme şantajı dahil birçok zorlama yapacaktır.
Türkiye, eli kanlı bir terör elebaşısı yüzünden ulusal nitelikli bir uygarlık projesinden mi vazgeçecek?
Böyle bir sorumluluğu almak, Apo'nun yeniden yargılanması ile göze alınabilecek risklerden çok daha ağır bir tarihsel suç olur.
Yapılması gereken şey, Avrupa hukukuna uyum sağlamakla ilgili bir yasal düzenlemedir.
Yeniden yargılanması önündeki engel kalkınca Apo, yine otuz bin insanın kanına girmiş bir katil ve bir terör elebaşısı olarak bu ülkenin mahkemesinde yargılanacak, yine aynı cezayı alacaktır.
Buradaki sorun, o kararın verildiği güne kadar ulusal hassasiyetlerin kaşınması ve iç politik çıkar hesaplarıyla ülkenin karıştırılması ihtimalidir.
MGK ne güne lâzım?
Aklın yolu belli: Meselenin ülke menfaatlerine zarar vermeden çözüleceği konusunda toplumu ikna edecek bir güven duygusu yaratmak.
Bilâl Çetin'in haberine göre iktidar bu imkânı kullanmaya çalışıyor. Apo'nun yeniden yargılanması konusunda bir "devlet kararı" oluşturmaya uğraşıyor.
Fakat MGK'dan da, ana muhalefet CHP'den de istenen cevap alınamamıştır.
Cumhurbaşkanı da MGK'nın asker kanadı da Deniz Baykal da itiraz etmemekle birlikte bunun siyasi bir karar olduğunu, yetkinin hükümette bulunduğunu söylemişlerdir.
Evet yetki hükümettedir ama böyle bir meselede sorumluluğu paylaşmayacaksa MGK ne gün için lâzımdır?
Cumhurbaşkanı ve muhalefet lideri, zorunlu bir adımın toplumsal maliyetini asgariye düşürecek yardımı esirgerler ve bu yüzden korkulan bedeller ödenirse tarih ve milli vicdan önünde sorumluluktan kurtulurlar mı?
Demokrasi güçler ayrılığına dayanır. Ama devletin tek ses olması gereken zamanlar da vardır. Bu sorun işte öyle bir istisnadır.
Gol atmaya kalkan, kendi kalesine atar!
Devlet kararı lâzım..
Bugünkü manşetimizi "İktidarın Apo sancısı" diye atmak acaba daha mı doğru olurdu?
Haberin Devamı

