Devlet fotoğrafı

Haberin Devamı

Askerler dün Gül’e “Cumhurbaşkanım” da dediler, gereken saygıyı da gösterdiler.

Bu durum, Zafer Bayramı’nın havasını bozmama özeniyle ilgili tek günlük bir tutum değişikliği midir, yoksa “mesaj verildi, tarihe kayıt düşüldü” kanaati ile “teyakkuz halinde bir normalleşmeye geçiş”in işareti mi?

Asker Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığına yönelik itirazını açık beyanlar ve tutumlarla belli etmiştir.

Bunun demokratik terbiye kurallarını aştığını düşünenler yanında Türkiye’ye özgü gerçeklerin emri olduğunu savunanlar da vardır. Bu çevreler AKP önderlerinin demokrasiyi amaç değil bir araç olarak gördüklerini unutmuyorlar ve komutanların uyarı içeren tutumlarını yerinde buluyorlar.

Dünkü yazımızdan kaynaklanan yankılarda, komutanları onaylayanlar ile aşırı bulanlar arasında neredeyse seçim sonuçlarına benzer bir denge ortaya çıkıyordu.

Bu denge, bir aday için kabul edilebilir ama seçilmiş bir cumhurbaşkanı için hoş bir durumu ifade etmiyor.

Kızının dört yıl peruk giyerek gittiği üniversitenin diploma töreninde ona türban taktırması, tepkilerden anlaşılıyor ki Gül’ün güven puanını dibe vurdurmuş.

Cumhurbaşkanı yemini ettikten sonra yaptığı konuşmada laiklik ilkesine getirdiği dar tarif de bu konuda tarafsız olamayacağı endişelerini artırmıştır.

Gül o konuşmada laikliğin din ve devlet işlerini birbirinden ayıran kanadını hiç anmamış, sadece inanç ve ibadet özgürlüğü tarafını tarif diye ortaya koymuştur.

Eşinin türbanına Çankaya vizesi uydurmak uğruna göze alacağı zorlayıcı çıkışlar sorunu daha girift hale getirecek, daha fazla çatışma alanına sokacaktır.

Dünkü törenler gösterdi: Devleti yansıtan fotoğraflarda kadınlar sistematik olarak azalıyor, kayboluyor. Gül buna çare bulmak zorundadır.

Geriye doğru işleyen bir değişimin temsilcisi olarak Çankaya’da huzur içinde yaşayamaz, millete de huzur veremez!

*****

Mayın döşemekten beter!

DTP’nin mecliste temsil edilmesi, demokrasinin sunduğu şanstır.

Ama bu şansı kullananlar değerini bilmiyor.

DTP Genel Merkezi dün yayınladığı mesajla “Barışın yolunu döşemek için geliştirdiğimiz tüm çabalarımız askeri operasyonlarla tahrip edilmektedir” dedi.

Bizim bildiğimiz Güneydoğu’da yollara mayın döşeyenler var, bir de onların melânetini durdurmak için savaşan Mehmetçik var. DTP barış yolunu döşemek için ne yapmış?

Milletvekilleri daha meclis sıralarına oturmadan bebek katilinin cezaevi koşullarını gündeme getirdiler. Dün de askerin teröristlerle çatışmada kimyasal silâh kullandığı iftirasını attılar.

Kanıtı olmayan böyle bir iddia Türkiye’ye düşmanlıktır. DTP Kürt kökenli vatandaşlara korku ve hınç salarak mı onlara hizmet edeceğini sanıyor?

30 Ağustos kutlamalarına çağırılmadıkları için bir gün önce sitemde bulunmuşlardı.

Dünkü iftiraları ile “yok sayılma”yı fazlasıyla hak ettiklerini kendileri göstermişlerdir!

DİĞER YENİ YAZILAR