Devlet adamı!

Kaderi tartışılan “üçüncü şahıs” konumunda olmak hoş bir şey değil. Yazık ki o durumdayız! The Economist, Batılı karar vericilerin kıblesi sayılan medya kuruluşlarından biridir

Haberin Devamı

Kaderi tartışılan “üçüncü şahıs” konumunda olmak hoş bir şey değil. Yazık ki o durumdayız! The Economist, Batılı karar vericilerin kıblesi sayılan medya kuruluşlarından biridir.

Bu dergi son sayısında “Batı Türkiye’yi kaybediyor mu?” sorusunu ortaya attı ve Avrupa ile Amerika’ya “Türkiye’yi kaybetmeyin” çağrısı yaptı.

Şimdi derginin ulaştığı hedef kitlede Başbakan Erdoğan’ın ateşle oynadığı, siyasete müdahale geçmişi olan Türk ordusunun 28 Şubat benzeri postmodern bir darbe yapma ihtimalinin mevcut olduğu kanaati uyanacaktır.

The Economist Amerika’daki bazı grupların (Neocon’lar) bir “yumuşak darbe”yi memnuniyetle karşılayacağını ama bu ihtimalin çok zayıf olduğunu yazıyor.

Zayıf bile değil, sıfır olmalı...

Çünkü derginin de belirttiği gibi ordu harekete geçerse büyümenin hayati motoru olan yabancı sermaye hemen kaçacaktır..

Zorlukları aşmakta ve kötümser senaryoları geçersiz kılmakta ünlü derginin salık verdiği çıkış yolu, AKP’nin ilk yıllarındaki gibi AB üyeliğine yeniden yoğunlaşmaktır.

“Fakat” diyor The Economist, “Bunun için de Erdoğan’ın devlet adamı gibi davranması gerekiyor.”

Devlet adamlığı ne demek?

Başbakan cevabını nerede bulacak?

Bizce halkın nabzını tutan dürüst araştırmaları dikkate almak kendisini doğru bir yere götürebilir. Meselâ AKP’ye düzenli iş yapan Denge Araştırma A.Ş’nin son raporu, partinin Ege, Akdeniz ve Doğu Anadolu’da ciddi, Karadeniz’de yüzde 50 gibi yıkıcı bir düşüş yaşadığını haber veriyor.

Bu tablo “Siyasetçi Erdoğan”ı, Cumhurbaşkanı olmak için meclisteki gücünü hemen kullanmaya teşvik eder.

Ama “Devlet Adamı Erdoğan” için bu durum, başka opsiyonları düşünme sebebidir. “Denge”nin raporunda ilham verici yansımalar vardır.

Mesela halkın yüzde 68,9’u “önce milletvekili seçimi, sonra Cumhurbaşkanlığı” diyor. Yüzde 79,4 gibi ezici bir çoğunluk Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesini istiyor.

Görüleceği gibi dışardaki dost kaynaklar da, içerde kaderine egemen olmak isteyen halk da Tayyip Erdoğan’dan devlet adamı davranışları bekliyor.

İnsanî bir şans
Adalet sistemimize önemli yenilik getirecek bir yasa yolda.

Teklif yasalaşırsa, ceza üst sınırı 2 yıla kadar hapis olan 86 suç türünde savcılar kamu davası açılmasını 5 yıl erteleyebilecekler.

Meclis Adalet Komisyonu bu teklifi dün CHP’nin itirazlarına rağmen kabul etti. Elbette muhalefetin itirazı haklı endişelere dayanıyor. Ülkede asayiş zaten her gün kötüye gidiyor ve cezaların etkili ve caydırıcı olmaması bunda önemli rol oynuyor.

Şimdi cinsel tacizden tehdit ve hakarete, uyuşturucu kullanmaktan kaçak din eğitimi kursu açmaya kadar pek çok suç adeta teşvik görecektir. Korkulan bu...

Fakat hemen belirtmek gerekir ki buradaki erteleme af değil, tekrarı halinde ikiye katlanacak olan bir ceza tehdididir.

Bu uygulamanın dışarda da örneği vardır.

Mahkemeler büyük bir yükten kurtulunca önemli davalara daha çok zaman kalacak, yaşamında belki de ilk kez suç işlemiş sanıklara da çok insanî bir şans tanınmış olacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR