Devlet adamlarına özlem duyuyoruz ya, AKP Milletvekili Vahit Erdem işte onların az sayıdaki örneğinden biridir.
En yüksek sorumlulukları 40 yıl taşımış, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, TOKİ Başkanlığı yapmıştır. Şu anda NATO Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanlığı’nı yürütüyor.
İktidar partisinde onun devlet adamlığı kalitesine sahip 10-15 parlamenter bulunuyor olsaydı, Türkiye bugün çok farklı bir yerde, bulunduğumuz noktanın çok daha ilerisinde koşuyor olurdu.
Vahit Erdem’in seçim bölgesi olan Kırıkkale’nin Bayrak Gazetesi’ne yaptığı açıklamaların önemi, sadece onun gerçekçi ve namuslu bakışından kaynaklanmıyor.
İki dönemdir milletvekili ama hiç böyle kapsamlı bir demeç vermedi.
Bazı riskleri göze alarak bu eleştiri ve uyarıları yaptıysa, arkasında ülke yararı gözeten mecburiyetler aranmalıdır.
Erdem “AKP merkez sağ parti olamadı” diyor.
“Türban siyasetin de, dinin de önceliği değildir. Türban için anayasa değişmemeliydi” diyor.
“Yüzde 47 oy aldık ama alamadığımız yüzde 53 içinde partimize yönelik çok büyük endişe var” diyor.
Halktaki irtica korkusunu yenmek için AKP’nin merkez sağ parti olmaya çaba harcaması gerektiğini söylüyor.
Vahit Erdem’in yaptığı açıklamalarda, özellikle AKP yöneticilerinin çok yararlanacakları eleştiriler ve öneriler bulunuyor.
Yalnız geçmişi irdelemiyor geleceğin doğru tercihlerine de ışık tutuyor.
Bakalım parti yönetimi ne yapacak? Vahit Erdem’i dinleyecek mi, yoksa tecrit veya disiplin yaptırımlarına mı başvuracak.
Partinin de, ülkenin de menfaati onu tasfiye etmek değil, mümkünse sayılarını çoğaltmaktır!
Hokus pokus
Kendi bankasından teminatsız kredi kullandığı iddiasıyla Sabah ve atv Dinç Bilgin’in elinden alındı.
Torunlarının bisikletine kadar her şeyi satıldı, hapse atıldı.
Ve sekiz yıl sonra kullandığı kredinin teminatsız olmadığı ortaya çıktı!
O yayın grubunu yaratan yönetim becerisinden yoksun bırakılmasına rağmen Sabah-atv 1 milyar 100 milyon dolar etti.
Yani kullanılan kredinin üç katı değerinde bir teminat varmış demek ki ortada!
Ama bu gerçeği öğrenmek bir işe yaradı mı; hayır..
Çünkü yaşanılan günler ar günü değil kâr günüdür!
İki kamu bankası 750 milyon dolar kredi verdi, Katarlı ortak 350 milyon dolar koydu ve Sabah-atv, iktidar yakını bir ticari grubun oldu!
Peki Dinç Bilgin’i infaz ederlerken kullandıkları gerekçe, yani teminat şartı yerine getirildi mi? Hayır..
Kamunun alacağı, kamudan sağlanan kredi ile sözde tahsil edildi, bir büyük medya grubu bir adamdan başka bir adama, bir siyasi kanattan öteki siyasi kanada geçti. O kadar.
Zaten istenen de oydu.
Hayırlara vesile olur mu?

