Dervişin fikri

Haberin Devamı

Başbakan, ülkenin kıyı kentlerinde yaşayan insanların niçin AKP’ye destek vermediklerini merak ediyor.

Sormaya gerek yok. Sebep bellidir:

Kıyı halkı genellikle okumuş insanlardır. Bilinçleri ile beraber onurları da gelişmiştir. Hem olayları kavrarlar hem de oylarını satmazlar.

AKP’ye de bu yüzden oy vermiyorlar; güvenmiyorlar çünkü!

Dün Emin Çölaşan, AKP’nin şu anda saha çalışması aşamasında olan anketi vesilesiyle halka tuhaf sorular sorulduğunu yazıyordu.

Sorulardan daha ilk bakışta insanlara tepeden bakan, onları baskı altında bazı kabullere zorlayan kurnazca bir telkincilik saygısız bir dayatma havası yansıyor.

Mesela “başörtüsünü üniversiteler yanında ilk ve ortaöğretim okullarında ve devlet dairelerinde serbest bırakacağını” vaat eden partiye oy verip vermeyeceği soruluyor vatandaşa.

Sonra PKK’lı teröristlere af ile Kürt açılımının devamı hakkındaki eğilimler...

Bu sorular elbette “seçime yönelik maliyet hesabı”

çıkarmaya yarayacaktır AKP için. Ama daha önemlisi şu:

Vatandaş için, ülke için ne anlam ifade ediyor?

“Dervişin fikri neyse zikri de o” demişler...

Sorular aslında AKP kurumsal iradesinin vazgeçemediği hedefleri ele veriyor.

Kamuoyu araştırmalarının bizdeki uygulaması biraz nabız ölçmek ama çokça telkin yapmak, insanların aklını çelmektir.

Anket şunu da soruyor:

“Kendinizi mezhep ve etnik köken olarak nasıl tanımlıyorsunuz?”

Bu soru insanları mutlaka bir mezhebe ve etnik kimliğe ait kılmaya mecbur eden bir manevi tecavüzdür. Ayıptır.

Bölücü ruhun kötülüklerine çıkarılmış davetiyedir.

İyi kötü eğitimi almış, onuru ile geçimini sağlayan her akıl ve vicdan sahibi vatandaş AKP’nin niyetini açığa vuran bu tür eylem ve söylemler karşısında elbette tedirgin olacak tepki duyacaktır.

Hem ülkenin bütünlüğünü ve rejimin laiklik ilkesini tehlikeye sokan sebeplerin daimi suçlusu olarak yakalanacaksın ve hem de kıyıların güvenini kazanmak isteyeceksin; bu mümkün değildir.

İyi ki de öyledir. Kıyılar AKP’nin de güvencesidir!

Deliller kasada!

CHP lideri Kılıçdaroğlu Kayseri olayının peşini bırakmayacağını belli etti.

Kayseri Belediyesi odaklı rüşvet soruşturması dosyasının savcı tarafından kapatılmış olduğunu daha önce iddia etmişti.

Habertürk TV’ye demecinde, savcının eşinin belediyede çalıştığını, savcının minnet hissi ile davranmış olabileceğini öne sürdü.

CHP lideri önemli bir haber daha verdi:

Delil niteliğindeki tüm belgeleri güvenle saklamak için bir banka kasasına koymuşlar!

Kılıçdaroğlu bu sözleriyle, örgütlü suç iddiasına vurgu yapmış oluyor:

Daha önce köşeleri belediye-savcı-vilâyet olan bir suç üçgeninin varlığından söz eden CHP lideri, delilleri emanet edebileceği bir muhatap bulmakta neden zorluk çektiğini böyle anlatıyor.

Dün CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum’la da konuştum. “Olayı deşince inanılmaz gerçekler ortaya çıktı” dedi.

Kılıçdaroğlu da sık sık “İstediğimiz tek şey dosyanın adam gibi incelenmesi” diyor ya; anlaşıldığına göre biraz bekleyecekler, hareket görmedikleri takdirde kasadaki her şeyi ortaya dökecekler:

İfade tutanaklarının esas suçluları ele verdiği için dosyadan çıkarılan bölümleri... Bilirkişilerin raporlarını verdikleri tarihten bir gün sonrasına denk gelen atanma yazıları...

Deniz Feneri’ndeki kadar kolay top dolaştırma ve zaman kazanma imkânına AKP bu defa sahip olamayacak galiba...

DİĞER YENİ YAZILAR