Uluslararası ehliyete sahip devlet adamlarına sahip olmak güven ve gurur veriyor insana.
Dünkü VATAN’da Türkiye’yi 2001 krizinden çıkaran ve şu anda ABD’nin itibarlı düşünce kuruluşlarından Brookings Enstitüsü Başkan Yardımcısı olan Kemal Derviş’in açıklamalarını okurken bunu hissettim.
Derviş on yıl boyunca uygulanan mali disiplinin Türkiye’ye son krizlerde direnç kazandırdığını söylüyor.
Ekonomi bakanları arasında süren gaz fren tartışmalarında “Puslu havada gaza basma” diyen Ali Babacan’ı tutuyor.
Kamu borcunun milli gelire oranındaki azalmanın başarı olduğunu fakat cari açığın hâlâ en önemli sorun olmaya devam ettiğini belirtiyor.
Peki iktidarın 2023 hedefleri gerçekleşecek mi?
Yani “Türkiye dünyanın ilk on ekonomisi arasına girecek, kişi başına gelir 25 bin dolara çıkacak, 500 milyar dolar ihracat rakamı yakalanacak..”
Kemal Derviş, disiplinden sapmamak koşulu ile bunun mümkün olacağına inandığını söylüyor.
Türkiye’nin krizlere kalıcı bağışıklığını nasıl artırırız?
Derviş’e göre her şeyden önce iç tasarrufu artırmak gerekiyor. Çünkü zor yılları hep iç tasarrufun yetersizliği yaratmıştır. Ulusal tasarruf Euro bölgesinde yüzde 19-20 düzeyinde iken Türkiye’de yüzde 13-14 aralığında kalıyor.
Yalnız ekonominin değil, sosyal siyasetin de bilgesi olarak dikkate alınmaya değer bir tecrübedir Derviş.
Ülke yöneticilerine yaptığı şu uyarı önemsenmelidir. Diyor ki..
“İnsanların barış, özgürlük, kardeşlik içinde yaşayacaklarına inanmaları çok önemli. Ancak geleceğine güven duyan insanlar yatırım yapar, tasarruf eder.”
Adaletsizliğin yaygınlaştığı, siyasi rekabetin sürekli gerginlik, kutuplaşma, düşmanlık ve kavga ürettiği Türkiye’nin hayalini kurduğu hedeflere ulaşması mümkün olamaz.
Çünkü öyle bir durumda tasarruflar eksik kalır. Sonra açığı kapatmak uğruna gelsin zamlar..
O ateşten gömlek günlere dönmeyelim.
Bir yanlışlık var!
Adalet Bakanı Ergin’in sözleri işaret fişeği idi.
İktidar Öcalan’ı çözüm sürecine dâhil edebileceğini belli etti.
Ardından Başbakan 15 ay önce kesilen müzakere sürecinin yeniden başlayabileceğini söyledi.
Ve beklendiği gibi MHP lideri Bahçeli’den ateş püsküren bir tepki:
“Bu açıklamalar iktidarın başarısızlığını kabul ettiği itiraftır.”
Gerçekten de ciddi olarak tartışmak lâzım bu durumu.
Müzakere çağrısının devlet tarafından gelmesi, kabul edilebilir bir risk mi?
Silâhın ve şiddetin işe yaradığını fark eden terör örgütünü hiçbir taviz tatmin etmez çünkü.
Terör örgütü ile müzakereyi aleniyete dökmekle iktidar yanlış yapıyor.
İngiltere IRA teröründen müzakere ede ede kurtuldu. Bu doğru ama devlet sırrı ile süreç koruma altına alındı ve bir sabah aniden “bu iş bitti” açıklaması geldi.
İktidar uzun yılların yanılgılarla dolu tecrübeleri ardından “eşkıya ile pazarlık olmaz” gerçeğini kabule mecbur kalmıştı.
Ne oldu?
Şimdi dağdaki Mehmetçik, devletin terör örgütü ile pazarlık yaptığını bile bile nasıl savaşacak?
Derviş öğütleri
Haberin Devamı

