Dersimiz demokrasi

Haberin Devamı

Ankara Belediye Başkanı Gökçek’in kafasındaki tilkilerin kuyrukları birbirine dolaştı!

İyi ki öyle oldu.

Az kalsın başkentte bir caddeye içki yasağı getirmenin eşiğini atlayacaktı.

Üstüne üstlük “demokrasinin en aracısız uygulaması olan halk oylaması ile laik cumhuriyete gol” atmanın fiyakasını yapacaktı.

Şükürler olsun ki “Bahçelievler 7’nci Cadde trafiğe kapatılsın mı?” konulu halk oylaması pusulasına içki yasağını dahil etme fikrinden vazgeçmek zorunda kalmıştır.

Kimler sağladı bu sonucu?

Asıl AKP içinden yükselen itiraz sesleri belirleyici olmuştur.

İktidar partisi, laikliğe karşı eylemlerin odağı olmaktan Anayasa Mahkemesi’nde hüküm giymiştir.

Partinin üst yöneticileri tarafından gösterilen acil tepkiler, laikliğe aykırılıktan açılacak yeni bir davaya çanak tutuluyor korkusunun yansıması olmalıdır.

Siyasetçi palavrası

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği mahkûmiyet kararı AKP’yi korumuştur. Ama Gökçek örneği, anti laik virüsün partide halâ aktif durumda olduğunu kanıtlamaktadır.

Laik düzeni yıkmaya dönük bir niyetin varlığını değilse bile din sömürüsü yoluyla oy avcılığı hevesinin dinmediğini ve kolay da dinmeyeceğini bu olay göstermiştir.

Melih Gökçek “Türkiye demokratik bir ülke; halkın kanaatine başvuruyoruz” demişti iptal kararına mecbur kalmadan bir gün önce.

Dün Prof. Ersin Kalaycıoğlu’nun Akşam’a verdiği mülâkatı okudum.

Parti yöneticileri tüm hükümet üyeleri ile milletvekillerini toplayıp Kalaycıoğlu’nu dinlemeye mecbur etseler hem kendilerine hem ülkeye büyük iyilik yaparlar.

Hoca “Sandığı getiriyoruz ortaya, demokrasi çıkıyor uygulaması tamamen palavradır!” diyor.

Hitler ve Mussolini’nin de çok referandum yaptıklarını hatırlattıktan sonra şöyle devam ediyor:

Oy herşey değildir

“Demokratik olan ve olmayan rejimlerin ayırımını halka ne kadar dayandıkları sorusu cevaplamaz. Özgürlüklerin garanti altında olup olmaması kilittir. (...) Bireylerin kendilerini korkmadan ifade etmeleri önemlidir. Basın ve medya örgütlenmesinin yapısı ve eleştiri özgürlüğü hayatidir.”

Yani oyunu kullansın diye halkın önüne sandık koymak, demokrasinin var olduğunu ispatlayan bir kanıt değildir!.

Temel haklar ve özgürlükler için “devam mı, tamam mı” referandumuna oy atılan sandıklar ne kadar demokrasiye karşı hileli bir suikast ise, medyayı susturmak, çok sesliliğe son vermek gizli niyeti ile devletin mali denetim işlevini intikam ve terbiye aracı olarak kullanmak da o kadar demokrasi cinayetidir.

Halkın oyları her seçimde değişebilir.

Demokrasiyi demokrasi yapan şey adalet, özgürlük gibi değerlerin değişmemesi, sandıktan çıkacak oyların etkisi ile geriye gitmemesidir.

Oylarına bir okurumun deyimi ile “ilâhi vazgeçilmezlik” vehmeden bir iktidar millet için de demokrasi için de tehlikedir!

DİĞER YENİ YAZILAR