AKP'den fırlatılan işaret fişekleri, başkanlık sistemine geçiş niyetlerinin yakında eyleme dönüşeceğini belli ediyor.
On gün kadar önce Adalet Bakanı Çiçek "İstikrarı sağlayacak en iyi çözüm başkanlık sistemidir" demişti. Başbakan Erdoğan'ın bürokrasiye yönelik taarruzları da yeni yapının temel kazma faaliyetine benziyor.
Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Burhan Kuzu da VATAN'a verdiği mülakatta konuyu kendi aralarında olgunlaştırdıklarını düşündüren şeyler söyledi.
AB'den müzakere tarihi aldığımız takdirde, yüzde 10'luk seçim barajını yüzde 5'e indirmek, yerine getirmemiz gereken ilk isteklerden biri olacak.
Prof. Kuzu o durumda meclise on parti gireceğini, ülkenin koalisyon hükümetlerine mahkûm olacağını, AB'nin istediği 100 bin sayfalık "ev ödevi" nin asla yetişmeyeceğini söylüyor.
"Açık söylüyorum, AB şak diye biter orada" diyor, "Çare başkanlık sistemidir.. Anayasa'da 5-6 maddeyi değiştirmek yeter. Birkaç saatlik mesele!"
Kaza riski var mı?
Başkanlık sistemi, Özal'dan beri gündemde. Ama egemenliğinin sona ereceğini bildiği için bürokratik yapı değişime direnmiştir.
Bu sistemde başkan halk tarafından ayrı seçilir. Yürütmenin başı olarak başkan, bakanları meclis dışından kendi belirler. Meclise karşı bakanlar değil, doğrudan başkan sorumludur.
Sistem yürütme ve yasamanın katı ayrılığına dayanır. Yürütme yasa tasarısı bile sunamaz. Yasaları meclis yapar, başkan yürütür. Koalisyonların sebebiyet vereceği istikrarsızlıkların böylelikle önüne geçilir.
Peki demokrasi kazalarına uğrama riski artmaz mı?
Prof. Kuzu'nun cevabı şu:
"Başkanlık modeli bir deliyi çeker de parlamenter sistem her zaman akıllıyı mı çekiyor? Tam tersine; Türkiye'de yüzde 20'lerle başbakan olunuyor, oysa başkanlık sistemi gelirse en az yüzde 51 oy (hem de halkın oyunu) almanız gerekecek."
Sigorta, senato..
Biz başkanlık sistemine her zaman sıcak baktık.
Buna rağmen "türbanlı bir first lady"nin Çankaya'ya çıkmasından başlayıp AKP'nin laikliğe yönelik niyetlerine uzanan çizgide üreyen tedirginlikler görmezlikten gelinemez.
Çünkü çoğunluk oyunu otoriter bir rejim kurmak yolunda meşru hak gibi algılayan bir zihniyet AKP'de vardır. Yargıya yönelik tavrı ve kadrolaşma buna kanıttır..
Yani yeni sistemin, ezici çoğunluğuna AKP'nin sahip olduğu bir meclis tarafından inşa edilmesi, çoğunluk baskısı, kavga ve karmaşa getirebilir.
17 Aralık'ta AB'den istediğimizi alırsak demokratik standartları korumak bakımından ek bir güvence kazanacağız ama bu yeterli görülmemelidir.
Başkanlık sistemi yeni bir yaşam biçimidir. Yeterli bir hazırlık döneminde toplumun değişik kesimlerinin katılımına mutlaka izin verilmeli, laik ve demokratik sistem sadece AB ile değil, ulusal nitelikli ikinci bir güvence ile sigorta edilmelidir.
Bu sigorta bir ikinci meclis, yani senato olabilir.
Türkiye, eninde sonunda ulaşacağı başkanlık sistemi hedefini, şüpheler ve korkular yüzünden ertelememeli.
Dersimiz başkanlık!
AKP'den fırlatılan işaret fişekleri, başkanlık sistemine geçiş niyetlerinin yakında eyleme dönüşeceğini belli ediyor
Haberin Devamı

