Ders olsun!

Haberin Devamı

Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözülmesini gerçekten isteyenler daha cesur olmak zorundalar.
BDP’nin desteklediği bağımsız milletvekili adaylarının YSK tarafından veto edilmesi bahane edilerek Güneydoğu ve Doğu’nun birçok kentinde terör estirildi.

Onlarca kentte kepenkler inmişti ve çocuklar sokaktaydı...

Van’da iki bin kişinin katıldığı gösterilerde maskeli kişilerin bir banka şubesine attıkları molotof kokteylleri yüzünden bir facianın eşiğinden dönüldü. Çalışanlar ve müşteriler yanarak veya boğularak ölebilirdi; camlar kırılarak kurtarıldılar.

Cumhurbaşkanı Gül YSK kararına yönelen protestolarla ilgili olarak dün gazetecilere şunu diyordu:

“Türkiye’de şiddetle hiçbir şey hallolmaz. Kim şiddete başvurursa kaybeder.”

Keşke yaşadığımız gerçekler bu sözleri doğruluyor olsa. Ama öyle değil.

Terör, benzeri bulunmayan propaganda fırsatları yaratabiliyor kendine.

Çözümün adresi Meclis

Mesela bağımsız adayları veto eden YSK’yı yapıcı bir anlayış çizgisine getiren sebep estirilen terör rüzgârı değildir.

Vetolar karşısında görülmemiş büyüklükte bir toplumsal koalisyon oluşmuş herkes Kürt sorununa dönük çözümün anahtarı olarak siyaseti, mekânı olarak da Meclis’i gördüğü için vetolara karşı çıkmıştır.

YSK’yı düzeltici karara yönelten sebep terör şantajı değildir, toplumun isteğinden oluşan demokratik baskıdır.
Bu gerçeği görmemek halka haksızlıktır.

Terör örgütü rol çalıyor. Bölücü terör örgütü vetoları geri aldıran sebebin kamuoyu baskısı değil, şiddet olduğu mesajını vermeye ve Cumhurbaşkanı Gül’ün savını çürütmeye uğraşıyor.

Böyle bir yanılgıya fırsat tanımak Türkiye’yi kardeş kavgasına götürür.

Çünkü terör örgütünün lideri ile İmralı adasında “devlet adına” görüşmeler sürdüğünün açığa vurulması, zaten kendi başına bir olumsuzluk yaratmıştır.

Dünya tecrübesi şu:

Terörle pazarlık olmaz!

Ama İmralı’da yapıldığı söylenen müzakereler, defalarca kanıtlanmış bu kuralın doğru olmadığını ispata çalışan bir şaşkınlığın Türkiye’de bir süredir hüküm sürdüğünü düşündürüyor.

Artık herkes daha sorumlu davranmalı.

Kimin vekili olacaklar?

Ateşkes yürürlüğe girdiği zaman İmralı’daki elebaşına övgü düzenler, ateşkes bitip saldırılar başladığında aynı kişiyi itham etmeyi de bilmeliler.

BDP’lileri de bu borçtan muaf tutmamak gerekir.
Terörün işe yaradığı bir yerde BDP milletvekillerinin hiçbir değeri olamaz.

Cumhurbaşkanı Gül’ün “Şiddetle hiçbir şey hallolmaz” sözüne BDP destekli adaylar ne kadar sahip çıkarsa yerlerini ve rollerini o kadar hak ederler.

Tabii Kürt sorununu çözmeyi, Öcalan’ı “eve çıkarmak” amacına kurban etmek niyetinde değillerse...

YSK’nın veto kararlarını kaldırdığı Kürt siyasetçiler dün Van’da, banka içindeki insanları yakmaya çalışan maskeli canavarların değil, YSK üstünde karar değiştirme mecburiyeti yaratan barıştan yana insanların, demokratik toplumun vekilleri olmayı seçmelidirler.

Geçirdiğimiz şiddet dolu günlerin ağır bir maliyeti de var tabii:

Hukuk devleti ağır yaralanmıştır.

YSK’yı oluşturan yüksek yargıçların sebep olduğu bu kötü tecrübe tüm yargıya ders olmalıdır.

Değiştirmeye mecbur kalınacak türden kararlar, hukuku, adaleti, yargıyı zayıflatırken suçu ve zorbalığı cüretlendiriyor.

Bu ders unutulmasın!

DİĞER YENİ YAZILAR