Deprem ve terör

Haberin Devamı

Seçime giren her parti vaat eder. İktidarın farkı, geçmiş dönemin hesabını verme borcudur.

Vatan okuru Ufuk Özkaynak’ın siyaset gündemine

taşınmasında yarar gördüğüm iki önemli sorunla ilgili uyarılarını eminim sizler de yerinde bulacaksınız.

AKP iktidarı iki ağır ihmalin suçlusudur:

Birincisi, beklenen

büyük deprem konusunda devlet ve yerel yönetimler dört yılı boşa geçirmiş;

İkincisi, PKK’nın dağılma aşamasına getirildiği dönemde iktidara gelen AKP, terör belâsının yeniden canlanmasına engel olacak önlemleri alamamıştır.

Deprem tehlikesi, ülke ekonomisinin yarısını,

nüfusunun da beşte birini barındıran bir bölgeyi tehdit ediyor. İstanbul 7 büyüklüğünde bir depreme dayanamaz. Beklenen deprem 7’nin bile üstünde. Doğacağından korkulan hasar ve zayiatın boyutu ülkenin geleceğini sarsacak vahamette.

Hükümet bunu biliyor ve dört yılda doğru dürüst
bir şey yapmadı.

Hiç değilse halkın kendi imkânları ile tedbir
almasına fırsat tanıyacak yolları açabilirlerdi; onu bile yapmadılar.

Kat Mülkiyeti Yasası’nda değişiklik gereğini iki kez yazdık. Ama depreme dayanamayacağını bildikleri için apartmanlarının yıkılıp yeniden yapılmasını isteyen kat sahipleri, aralarından çıkan birinin “Hayır”ına mahkûm olmaya devam ediyor!

Başbakan hatırlatılmasından hoşlanmıyor ama ülkeyi 4,5 yıl önce sıfır terörle devraldılar. Bu sükûneti kalıcı hale getirecek ekonomik ve sosyal tedbirler niçin alınmamıştır?

Depreme karşı hayatının ve geleceğinin niçin tehlike altında tutulduğunu, terörün niçin yeniden alevlenmesine fırsat tanındığını Başbakan açıklamalıdır.

Sadistçe bir çaresizlik itirafı peşinde değiliz.

Mesele sadece şu:

Kusurunu fark etmemiş olanların vaatlerine de güvenilemez!

*****

Zirve morali

Uluslararası örgütlerin zirveleri, özellikle ev sahibi ülkelerin halkına gurur ve coşku veriyor.

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün (KEİ) 15’inci yıl zirvesi dün 15 ülkenin liderlerinin katılımı ile İstanbul’un Çırağan Sarayı’nda yapıldı.

TV’lerden yansıyan görüntüler etkileyici idi. Manzaradan etkilenen bir vatandaş bir internet sitesinde şu çağrıyı yapıyordu:

“Kendimize Karadeniz’de büyük bir birlik kuralım, AB’nin peşini bırakalım!”

Evet bu örgüt enerji projeleri ile öne çıkıyor ve bu alanda iddialı bir gelecek vaat ediyor. Ama Türkiye’yi Batı’dan koparmaya çalışan ideolojilerin tuzaklarına hemen düşmeyelim.

KEİ’nin yardımı Türkiye’yi hayal ettiği enerji koridoru rolünü elde etmesine yardımcı olsa bile bu rol AB’nin alternatifi değil, AB gözünde vazgeçilmez hale gelmenin hedefi olarak algılanmalıdır.

Dün Çırağan’dan yansıyan görüntülerin taşıdığı iddia, bizi AB dışında tutmaya çalışan Fransa’yı bile yola getirecektir.

Yeter ki biz AB’nin bir zihniyet ve yaşam biçimi olduğunu unutmayalım. Papaza kızıp oruç bozmayalım.

Ümit yorgunluğuna kapılmayalım!

DİĞER YENİ YAZILAR