Deprem ve AB

Deprem sinyali aldıkları zaman atlar ahırdan çıkıp tepelere doğru koşmak istiyor. Fareler yapıların üst katlarına kaçışıyor. Karıncalar yuvalanndan oluk oluk dışarı çıkıyor

Haberin Devamı

Deprem sinyali aldıkları zaman atlar ahırdan çıkıp tepelere doğru koşmak istiyor. Fareler yapıların üst katlarına kaçışıyor. Karıncalar yuvalanndan oluk oluk dışarı çıkıyor.

Ama bazı toplumlar hâlâ bilimin uyarılarını dinlemediği için deprem karşısında hayvanlardan daha çaresiz kalıyor. Türkiye yazık ki hazırlığını önceden yapan toplumlar sınıfına terfi edemedi.

Prof. Şengör kötü adam olmak pahasına geçen hafta halkı korkutarak silkeledi. Bu korkudan doğacak dalgalarla kendi gündemine hapsolmuş hükümeti dövmek ve uyandırmaktı niyeti.

Ama işe yaramadı. Halkın birkaç gün için uykusunu kaçırdı; işte hepsi o..

Bari yasa yapın..
Beklenen deprem, öncelikle kamu binalarının, köprü ve bağlantı yollarının güçlendirilmesini gerektiriyor. Hayatın yarısı buralarda, yarısı da evlerde geçiyor.

Devlet kendi payına düşeni yapmadığı gibi riskin öteki yarısını gidermek için fedakârlığa hazır halkın önünü de açmıyor.

Meselâ İstanbul'da yıkılıp yeniden yapılması veya en azından güçlendirilmesi gereken on binlerce apartman var. Yasalarımız, tüm kat maliklerinin rızası olmadan bir şey yapılmasına izin vermiyor.

Öncelikle bu yasal engelin aşılması lâzım. Örneğin apartmanlarda onda 7 veya 8 çoğunluğun dediği olmalı. İkinci olarak da ekonomik teşvik sistemi işletilmeli..

Apartmanlarda oturanların çoğu orta ve düşük gelirli ailelerdir. Mali destek görmedikleri takdirde rehin kalacaklardır. Çaresizlikleri, bu fedakârlığı taşımaya hazır komşularını da mahkûm edecektir.

Hükümet uykuda
AB vizyonuna sahip bir iktidar böyle bir sorunu kaderciliğe terketmez diye düşünürsünüz değil mi? Ben de bu ümitle Bayırdırlık ve İskân Bakanlığı'nı aradım. Aldığım cevap şudur:

"İşin önemini biz de biliyoruz. Ama konu İstanbul olunca iş çok büyüyor. Yine de çalışma başlatmak üzere hazırlıklarımız var.."

Yani hükümet "çalışmaları başlatmak için çalışmalara başlamış!"

Bu açıklamadan çıkan gerçek şudur ki, karıncalardan daha ileri bir güvenceye sahip değiliz. Prof. Şengör'e kızacak yerde onu dinlemeye ve iktidarı da uyandırıncaya kadar silkelemeye devam etmeye mecburuz.

Bütün sivil toplum örgütlerinin asıl uğraş alanları yanında bir numaralı ortak gündemleri bu olmalı. AB için uğraşan lobiler bile şunu bilmeli:

Allah korusun, İstanbul'u depreme feda etmiş bir Türkiye'yi söz verse bile AB içine almaz!

DİĞER YENİ YAZILAR