O çağrı, o çığlık, dört yıldır zihinlerimizde yankılanıyor: "Orada kimse var mı?"
17 Ağustos'un yıldönümünde "Büyük İstanbul Depremi"ni bekleyen toplum şimdi hükümete, meclise, belediyelere bağırmalı:
"Orada kimse yok mu?"
Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ercin Kasapoğlu, dört yılda elde edilen tek kazancın, toplumdaki uyanış olduğunu söylüyor. Ama hepsi bu kadar.
"Depremin yaratacağı can ve mal kayıplarını önlemeye yönelik olumlu hiçbir çalışma bu dört yıl içinde yapılmadı!"
Deprem bir doğa olayıdır, onu korkunç yapan gaflettir, cehalettir..
Gelişmiş toplumlar depremlerde 50 ile 75 yaralıya bir ölü veriyorlar. Bizim kayıplarımız onlardan on kat fazla.
Stratejimiz "yara sarma" üzerine kurulu. Bunu "yara almama" stratejisine dönüştürmek zorundayız. Depremin zararlarını azaltıp direnci arttıracak topyekûn bir hazırlık gerekiyor.
Deprem paraları
Bilim, İstanbul'u 7'nin üstündeki şiddette bir depremin beklediğini biliyor. Bilemediği yarın mı, on yıl sonra mı olacağıdır.
Bilim adamları şunu da hesapladı:
Deprem bizi gafletin kucağında yakalarsa İstanbul'u ayağa kaldırmak için en az 50 milyar dolar gerekecek. Türkiye'nin sonu olur bu.
Kader şans mı, yoksa bir seçim sorunu mu?
Marmara depreminden sonra devlet 9,4 katrilyon lira deprem vergisi topladı. 4 katrilyonu, konut ve yardım gibi "yara sarma" çalışmalarına harcandı. Gerisi, müsrif devletin kara deliklerinde kayboldu.
O para "geliyorum" diyen İstanbul depremine karşı kamu yapılarını güçlendirmek ve çürük zeminde kurulu yerleşimleri nakletme amacı için harcanmış olsaydı şimdi sınıf atlamış bir toplumun güveni içinde yaşayacaktık.
İnşallah-maşallah
Deprem Konseyi Başkanı Prof. Tankut "bilimsel çalışma var yapılan bir şey yok" diyor.
İktidar sorumluları "deprem zararlarını azaltma" tedbirlerini içeren raporu aldıklarında "Hoca biz bunları biliyoruz" diyorlarmış.
- E peki yapacak mısınız?
- Yaparız inşallah!
Önümüzde yerel seçimler var. İktidar ve belediyeler, devletin parasını halkın gözünü boyama amaçlı yatırımlara savuracakür. Sivil toplum örgütleri avaz avaz bağırmalı ve halk da arkasında durmalı:
Gereksiz asfaltlamalar, renkli yaya kaldırımları, depremde kurtarılacak hayatlara kastetmektir. Önümüzdeki seçimin belirleyicisi depreme hazırlık olmalıdır.
Enkazların altında veya üstünde "Orada kimse var mı?" diye bağırmanın bahtsızlığına uğramaktan kurtulmak istiyorsak...
Deprem bizi silkelemeden biz siyaseti silkelemeliyiz!
Deprem uykusu
17 Ağustos'un yıldönümünde "Büyük İstanbul Depremi"ni bekleyen toplum şimdi hükümete, meclise, belediyelere bağırmalı: "Orada kimse yok mu?"
Haberin Devamı

