Türk halkını "takdir-i ilâhi'' bahaneli çaresizliğin zincirlerini kırmadıkça AB üyeliği bile kurtaramaz.
Depremlerde Japon'u, Amerikalı'yı koruyan Allah Türk'ü niçin korumasın? İlâhi adaletin en sağlam kanıtı, insana bahşedilen akıldır.
Kimse yaradana iftira etmesin; kötü zemine yapılan çürük yapılar, onlara "dur" diyemeyen denetim ve otorite yetmezliği, ülke kaynaklarını yağmalatan siyasetçiler niçin "takdir-i ilâhi" oluyormuş?
Bunlar bizim seçimlerimiz!
Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma Dairesi Başkanlığı dün Doğu'da "büyük deprem" ihbarı yaptı!
Uzman müdür Dr. Ramazan Demirtaş, önceki gün meydana gelen Adıyaman depreminin, Doğu Anadolu fay sistemindeki uyanışı haber verdiğini açıkladı.
Bölgede büyük bir deprem bekleniyor. Yarın da olabilirmiş, önümüzdeki yıl da, bir kaç on yıl içinde de..
Bilim adamları, uyarıyı abartılı bulmadılar. Hatta alarm verdiği için bu bürokratın cesaretini takdir bile ettiler.
Peki bölgede açlık ve yoksulluk sınırında yaşayan milyonlarca vatandaş şimdi ne yapsın?
Kuru bir "Dikkaaaat!.." narası atmakla devlet, hükümet olunuyor mu? Bu uyarıdan vazife çıkarmak kimin, kimlerin sorumluluğu?
Dr. Demirtaş "Burada deprem riski var, yıkalım, yeniden yapalım deme şansımız yok. Böyle bir güce sahip değiliz" diyor.
Bu da çaresizliktir ama yine de önemli bir iş yapmıştır. Çünkü beklenen deprem olur da yine hazırlıksız yakalanırsak millet bu felâketin "Allah'ın takdiri"nden değil "yönetenlerin taksiri "nden geldiğini anlayacaklardır.
İşte dua edeceksek, öyle bir durumda suçüstü yakalanacakları korkusunu siyasetçilerin yüreklerine düşürmesi için Allah'tan yardım isteyebiliriz.
Belki o zaman, depremden sonra yapmaya mecbur kaldıkları evleri şimdiden yapmaya başlamayı akıl ederler!
Partizanlığa çare
AKP milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır bürokrasiyi yozlaştıran önemli bir hastalığa çare önerdi.
Teklifi şu: Milletvekili ve belediye seçimlerinde aday olan bürokratlar seçilemedikleri takdirde kamudaki görevlerine geri dönemesinler..
Dönerlerse ne olur?
Bunu kör olmayan her siyasetçi görebilir ama sadece demokrasinin sağlığını ve devletin saygınlığını parti çıkarının önünde tutan bir devlet adamı açıkça söyleyebilir.
Yalçınbayır bu erdemi göstermiştir. Dileriz arkadaşlarını da ikna eder.
Aksi takdirde partizanlığın her geçen gün bürokrasinin üst katlarına tırmanışını durdurmak mümkün olamayacaktır.
Çünkü bir partiden aday olup seçilemeyen memur, eski işine döndüğünde tarafsızlığını da kaybediyor.
İktidar partisinden aday olmuşsa, geri döndüğünde daha yüksek bir post talep etme hakkını kendinde buluyor. Siyaset de, bürokrasi de bundan zarar görüyor.
Partili memurlar dönemine son vermenin onuruna bakalım AKP talip olacak mı?
Deprem ihbarı!
Türk halkını "takdir-i ilâhi'' bahaneli çaresizliğin zincirlerini kırmadıkça AB üyeliği bile kurtaramaz
Haberin Devamı

