Denktaş nereye!

Rauf Denktaş, referandum için "Hayır" kampanyasını şimdiden başlattı..

Haberin Devamı

Rauf Denktaş, referandum için "Hayır" kampanyasını şimdiden başlattı..

Siyasi muhalefetin çöküş yaşayan kurumlarını Ankara Ticaret Odası ikame etmeye çalışıyor son zamanlarda. Denktaş dün ATO'da düzenlenen toplantıya katıldı ve burada, uzlaşma yanlısı AKP hükümetine meydan okuyan görüşler açıkladı.

Görüşmelerden çekilme tehdidi savurdu, şehit kanlan ile örülü hamaset yaptı, "Kimse bizi topla tüfekle AB'ye sokamaz" dedi.

Dünkü konuşması, müzakere masasına zorla oturtulduğunun ilânıdır, itirafıdır.

Zaten baştan beri çözüme inanmıyordu.

Ama masaya oturmayı kabul etmesi, bir değişimin ifadesi olarak Türk tarafına avantaj kazandırabilirdi. Müzakereler bitmeden niyetini açığa vurarak bu avantajı yok etmiştir.

New York mutabakatı, Kıbrıs'ta çözümü otomatiğe bağlamıştır: Taraflar görüşecek, sonra Türkiye ve Yunanistan devreye girecek, yine boşluk kalırsa bunlan BM Genel Sekreteri Annan dolduracak ve nihayet plan, adadaki iki halkın oyuna sunulacaktır.

Biz bir yandan müzakere yürütüp bir yandan itirazlarını halkla paylaşan Denktaş'ın akıllıca bir taktik uyguladığını sanıyorduk. Çünkü Denktaş'ın oluşturacağı kamuoyu, boşlukları doldururken Annan'ı etkileyebilirdi.

Ama çözümü önlemek isteyen Türkiye'deki muhalefetin provokasyonlarında rol alacağını belli eden Denktaş'ı bundan sonra Annan ciddiye alabilir mi? Hayır alamaz.

Hakemliğinin izin verdiği hiçbir tavizin Denktaş'ı ve onu kullanan statükocuları tatmin etmeyeceğini bilir çünkü.

Denktaş, AKP iktidarına muhalefet ermekte acze düşen odaklar tarafından kullanılmaya razı olarak, asli görevini sakatlamıştır.

New York mutabakatından sonra geri dönülmez bir yola girildiğini unutmuştur.

Yapacağı en fazla, kabul edilemez bir metin çıkarsa Kıbrıs Türk halkını referandumda "evet" dememeye ikna etmesidir.

Türkiye'deki dağınık, perişan ve aciz siyasi muhalefeti şehit kanlarından yararlanarak canlandırmak değildir.

Bizden bu kadar!
Başbakan Erdoğan maaşının yetmediğini söyledi.

Keşke "kaç para" alacağını baştan sorsa ve görevi kabul etmeseydi!

"Schröder 15 bin euro alıyor, bizimki 3 bin euro; düşünün işte.. Ticaretten kazanmasam geçinemem" diyor. Bu suretle "tüccar başbakan" olgusunu toplum vicdanında meşrulaştırmaya çalışıyor.

O toplum ki yansından çoğu yoksulluk ve açlık sınırında yaşamakta, milli gelirden payına düşen para, örnek gösterdiği ülke halkının onda birine denk düşmektedir.

Öğretmeni 503, hakimi 652, polisi 528, uzman doktoru 693 euro ile geçinmek zorundadır.

Başbakana özgü imtiyaz olmaz. Erdoğan, hakimler ve polisler dahil tüm kamuda çalışanlara bu hakkı tanımaya mı hazırlanıyor?

Başbakan gaf yapmıştır. Geldiği makamın, torunlarına bile yetecek şerefini, müteahhit gibi düşünerek ihmal etmiştir.

Darbe lideri Evren de, Hilton'daki bir garson kadar bile maaş alamadığından şikâyet etmişti.

Erdoğan'ın geçirdiği değişim, demokratik bir liderin, topluma örnek olacak ahlâk ve özveri erdemlerini henüz içine almamış demek ki..

Dileriz bu açığı kısa zamanda kapatır!

DİĞER YENİ YAZILAR