Dengesiz düello

Sinema, uluslararası siyasetin yalnız dili değil silâhı da. Bize karşı kullanıldığı gibi biz de kullanıyoruz..

Haberin Devamı

Sinema, uluslararası siyasetin yalnız dili değil silâhı da. Bize karşı kullanıldığı gibi biz de kullanıyoruz..

Türk askerlerinin başına Kuzey Irak'ta çuval geçirilmesi, aptal ve onur kırıcı bir saldırganlıktı. Bölgemizdeki Amerikan askeri faaliyetinin Türk halkında biriktirdiği tepki ve güvensizlik duygusu, çuval saldırısı ile öc alma talep eden bir düşmanlığa dönüştü.

Metal Fırtına kitabının ve hele "Kurtlar Vadisi Irak" filminin başarısını işte bu psikolojik alt yapı getirdi. Hayalen de olsa "Türk Rambo" Kuzey Irak'a gidip askerimize hakaret eden Amerikalı'dan halkımızın talep ettiği intikamı aldı.

Bu film bir "psikolojik savaş" ürünü olarak yapılmadı. Devletten para ve bilgi desteği alınmadı. Yaratıcılık tamamiyle Amerikan karşıtlığının seyirci ve para getireceğini gören yapımcılara aitti.

Ama siyasi önderlerin öyle bir popülizm merakı var ki, Amerikalıları yanılttı.

Yanlış izlenim verildi
Başbakan'a bir ay önceden özel gösterim yapılması, galaya AKP ağır toplarının aileleriyle gitmeleri, "eğlencelik" ötesi anlamlar yükleyerek filmi değerlendirmeleri, devlet destekli bir propaganda ile karşı karşıya bulunulduğu şüphelerini tahrik etti.

Amerikan basını ayağa kalktı.

Filmin "Amerikan karşıtlığını kullanarak bu karşıtlığı körüklediği"ni söylediler. Wall Street Journal "Belki de 2. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'da geniş kitlelere ulaşan din ve ırk açısından en bölücü film" diye yazdı.

Daha kötüsü bütün bu değerlendirmeler Başbakan Erdoğan ve öteki iktidar önderlerinin filme yönelmiş abartılı takdir sözleri ile aktarıldı.

Aslında bu "tedbirsizlikler" devlet desteği şüphelerini çürütecek kanıtlardı. Çünkü öyle olsa iktidar yetkilileri bu faaliyetin olabildiğince uzağında durmaya özen gösterirlerdi.

Ama belli ki böyle anlamak daha çok işlerine gelmiş..

Kazanmak imkânsız
İşte son zamanların çok izlenen dizisi "Commander in Chief' dizisi ile Amerika "Kurtlar Vadisi" ne misilleme yapıyor.

Dizinin son bölümünde, İstanbul'a sağlık merkezi kurmak üzere gelen 22 Amerikalının Kürt teröristler tarafından rehin alınması konu ediliyor. Bu eksende Türkiye'nin Kürt politikası ve Başbakan, onun askerle ilişkileri küçük düşürücü bir üslupla eleştiriliyor.

Güvendiğim bir hariciyeci "Bu filmde CIA veya Pentagon telkin ve yönlendirmesi bulunmadığına kimse beni inandıramaz" dedi.

Hollywood ABD dış politikasının en etkili propaganda makinasıdır. Akıllı bir yönetim, ülkesini böyle bir makinanın önüne atmaz.

Katliam kurbanı zavallı Amerikan yerlilerine "vahşi" demeyi dünyaya bu makina öğretmedi mi?

Rakip Amerika ise sinema yoluyla adil bir yarış yapılamaz. Bunu bilerek hareket edelim.

Belki daha da önce şundan emin olmalıyız: İki ülkenin menfaati müttefik kalmayı gerektiriyor mu? Bu sorunun bilinen cevabı iki tarafta da "evef'tir.

O halde halkları birbirlerine karşı kışkırtmanın mantığı nedir?

DİĞER YENİ YAZILAR