Demokratik hukuk devleti

Haberin Devamı

Demokrasinin bir ülkede kalitesini, yönetenlerin kanunlara olan uyumu gösterir.

Demokrasilerde, hele Türkiye gibi yıllanmış rejimlerde parlamento kanun fabrikası gibi çalışmaz.

Hatta yeni kanun ihtiyacı ne kadar hafiflerse, ülkenin o kadar iyi yönetildiği kabul edilir.

Özellikle AKP iktidarında bu hastalık, Meclis’in sık sık gece mesaisi yaparak torba kanunlar çıkarması acayipliğini getirdi.

Çünkü torba bile yetmemiş çuvallama hâli yaratılmıştır.

Kanunlar kısa zamanda yetmezliğe girmiş, yönetenler sonucu garanti edecek demokrasi dışı arayışlara yönelmişlerdir.

O da yüksek yargı kurumlarının adeta temele kadar yıkılıp yeniden inşa edilmesi tuhaflığını doğurmuştur.

Ders alınmadı

Sonucun başarısızlığını Meclis’in gündemindeki son Yargı Paketi acıklı bir şekilde gözümüze sokuyor.

Sanki hukukla barışamayan, hukukla yönetilemeyen devlet yeniden inşa ediliyor. İşe yarayacak mı?

Çare diye sunulan düzenlemeler bu kafa değişmediği için yine kaliteli bir örgütlenme getirmeyecek, başarısız bir uyum dönemi ardından yeni bir paketin hazırlığı başlayacaktır.

Bundan önceki yargı paketi, anayasa değişiklikleri biçiminde referandumdan geçirildi.

Neredeyse bütün kadrolara “bizim çocuklar” getirildi, isimler açıklandıkça iktidar sahipleri “Güzel Allahım verdikçe veriyor” diye neredeyse zil takıp oynadı.

Ama bu da olmadı.

Geçen gün Başbakan referandumu iyi kullanamadıklarının pişmanlığını açıkça itiraf ediyordu.

Belli ki 2010 referandumunun pişmanlığı bu yeni yargı paketini hazırlatmıştır.

Bakan değil patron

Bilen kişilerin teşhisi ümit verici değil. Çünkü başarısızlığın sebebi olan zaaflar hukuk ve demokrasi ile aşılacak yerde yargının bağımsızlığı daha bir zedelenmiştir.

Temsilde denge bozukluğunu gidermek için cemaatin hesaba katıldığı bir yaklaşımın benimseneceği konuşuluyor; korkunç!

Laik hukuk devleti nereye?

Paketin “geçen üç yıllık tecrübe” ışığı altında düzenlendiği belirtiliyor..

Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu Adalet Bakanı’nın üstlendiği görev ve yetkiler sayesinde bağımsız ve tarafsız değil, siyasi iktidar güdümlü bir yargının merkezi olacaktır.

Dünkü The Times gazetesinin başyazısı Türkiye üstüneydi ve şu uyarıyla bitiyordu:

Türkiye bizim dostumuz ve dostların Erdoğan’ın kulağına kendisinin bir fani olduğunu ve Türkiye’nin bir Putin’e ihtiyacı olmadığını fısıldaması lâzım!

DİĞER YENİ YAZILAR