Saddam’ın ruhu Ortadoğu’da geziyor. İnsanların onunla geçen günleri mumla aradıklarını görüyor olmalı...
“Toplumlar lâyık oldukları şekilde yönetilirler” sözü son deneyini Irak laboratuarında gerçekleştirdi ve yine haklı çıktı.
Irak’taki mezhep savaşı, bölünen halkların ne kadar acımasız olabildiğini gösteren bir ibrettir.
Zaten bu gerçek kabul edildiği için büyük güçler Ortadoğu halklarının diktatörlerce yönetilmesine sessiz kalmışlardır.
Seçkin bir diplomat olan Şükrü Elekdağ kaleme aldığı son makalesinde Irak’taki facianın müsebbibi olarak Amerika’yı gösteriyor.
ABD Irak’ı işgal ederken demokrasi ve istikrar getireceğini taahhüt etmişti.
Elekdağ “Amerika’nın açtığı Pandora kutusundan demokrasi ve istikrar değil ülkeyi mahveden mezhepçilik ve rövanşizm çıktı“ diyor.
Demokrasiyi kurmadan askerini çektiği için ABD yönetimini suçluyor.
Suriye’den sonra Irak da hangi şerrin felâketini ne zaman saçacağı belli olmayan bir karanlık tünele girdi.
Yürütülen dış politika en utandırıcı diplomatik yenilgiler dizisi olarak tarihe geçecektir.
Irak’taki iç savaş bitecek gibi görünmüyor. Şii lider Sistani eli silâh tutan herkesi “kutsal” diye niteliği savaşa çağırıyor, ölenlere şehit rütbesi sözü veriyor.
Türkiye’nin ne işi vardı böyle bir kavgada?
Bizim görevimiz, çağdaş değerleri laiklik ilkesiyle güvence altına almış ülke olarak bölgedeki haydut devletlere rol modeli olmak ve onları değişime özendirmekti.
Yazık ki olmadı.
Onlara örnek olacakken onlar gibi olmaya başladık.
Sükût altındır
Oy için yapılan propaganda geri tepen silâh gibidir.
Hele bugünün şartlarında...
Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun “Kimse Türkiye’nin gücünü test etme yanlışına düşmesin” sözü acıklı bir şaka olarak dolaşımda dönerken Başbakan Yardımcısı Arınç’ın “Türkiye hedef haline gelmedi” demesi, halkın idrakini küçümsemek, başkonsolosluk işgalini, 80’i bulan rehineleri görmemek değil mi?
Başbakan da aynı yanlışa düştü. “Rehineleri tereyağından kıl çeker gibi kurtarma gayretinde” olduklarını söylemesi işleri kolaylaştırmıyor.
Devlet sorumluluğu taşıyan insanlar, kökten dinci teröristlerin hangi lâfı neasıl anlayacakları tahmin edilemez canilerin böyle sözlerden etkilenebileceğini hesap etmek zorunda değil mi?
Bazı durumlarda “Söz gümüşse sükût altındır” atasözünün erdemini siyasetçiler bilmez mi?
Demokrasiye yasak bölge
Haberin Devamı

