Ankara'dan gelen haber telefon ve internet üstündeki izlemenin bittiğini bildiriyor.
Bu teselli, yarın öbür gün tekrar dinlenmeyeceğimiz konusunda bir güvence taşıyor mu? Hayır..
DHA'ya Diyarbakır Adliyesi'nde açıklama yapan bir yetkili MİT'in talebi üzerine mahkemece verilen izleme kararının 70 milyon insanın dinlendiği anlamına gelmediğini, tamamen terör örgütü mensuplarının yurt dışı bağlantılarını çözme amacı taşıdığını anlatmış.
Keşke öyle olsa. Ama öyle olmadığını düşündürecek başka bir olay var.
VATAN muhabirleri, benzer bir ideme kararı çıkarmak üzere mart ayı sonunda MİT'in Ankara'da yargıya başvurduğunu tespit etti.
Ankara'daki mahkeme, somut bir olaya ve o olayla bağlantılı kişilere dayanmadığını gerekçe göstererek talebi geri çevirmiştir.
Ankara'da refüze olan MİT, istediği izni mayıs ayında Diyarbakır'dan elde etmiştir.
Diyarbakır Barosu Başkanı Tannkulu'nun dediği gibi VATAN'ın haberi sayesinde herkes, bir mahkeme karan ile ülkede bütün iletişim araçlarının dinlenebileceğini öğrenmiştir.
Evet, güvenlik güçleri her ülkede suç örgütlerini ve şüpheli kişileri izlerler. Ama bu yetki, kötüye kullanmalara imkân tanımayacak biçimde tarif edilir ve yargıçların takdirine verilir.
Karşılaştığımız sorun, takdir hakkının doğru kullanılmaması olabilir. Demek ki kanun koyucunun takdir hakkını daha fazla sınırlaması gerekiyor.
Evet, bunu ayarlamak zordur. Ama demokrasi de zaten bu yüzden kolay değil.
Devlet olarak hem suça önlem alacaksın hem de vatandaşın hak ve özgürlüklerine zarar vermeyeceksin. İletişim özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği çağdaş bir toplumun vazgeçilmezidir.
Bu hakkın gaspı anlamına gelecek hiçbir müdahalenin bahanesi olamaz!
Bağcı dövmek-üzüm yemek
Sümerbank'ın eski sahibi Garipoğlu dün 27 yıl hapis cezasına hüküm giydi.
Batık bankalardan doğan kamu alacağını tahsil etmek için çare aradığı günlerde iktidar sözcülerinden hep şu sözleri dinlerdik:
"Aklı selim, bağcıyı dövmeyi değil üzüm yemeyi emreder.."
Ama devlete olan borçlarını ödemek üzere anlaşma yapan batık patronların ceza infazlarını askıya alan yasal düzenleme popülist kaygılara feda edildi.
Hayyam Garipoğlu devlete olan 373 milyon dolar borcunu 12 yıl içinde ödeyeceğine dair anlaşmayı BDDK ile bir yıl önce yapmış, devlet de tahsilata başlamıştı.
Mahkeme dün 27 yıl hapis cezasını açıklarken derhal hapse atılması için Garipoğlu hakkında yakalama emri de çıkardı.
Sırada daha pek çok benzer dava var. Ağır hapis tehdidi altındaki patronlar, kendi yönetimlerinde değer taşıyan varlıktan temsil ediyorlar.
Başkasına satıldığında değeri kamu alacağının onda birini bile karşılayamayan bu şirketler, ancak patronları başında olduğu zaman üretim, istihdam ve borç ödeme kabiliyeti taşıyabiliyorlar.
Yasa değişmediği takdirde onlarca şirket, binlerce çalışan ortada kalacak, devlet de alacağını tahsil etme şansını kaybedecektir.
"Cezaevinde öleceğini bilen bir adam niçin borç ödesin?" diye soranlar olabilir.
Bu kışkırtıcı bir sorudur. Daha gerçekçi olalım:
"Nasıl ödesin?"
İktidar daha fazla gecikmeksizin tercihini intikamdan yana değil tahsilattan yana kullanmalıdır.
Demokrasi zor!
Ankara'dan gelen haber telefon ve internet üstündeki izlemenin bittiğini bildiriyor
Haberin Devamı

