Yedi yıllık iktidar devletle hâlâ didişiyor ve mağduru oynuyorsa bir “gizli hesap” aramalı...
AKP’nin doğuşu, yükselişi ve yol kazalarından ucuz kurtuluşu, hep aynı propagandadan kuvvet almıştır.
O propaganda, halkın kendisini istediği ama devletin reddettiği ve her fırsatta ezmeye çalıştığı iddiasına dayanıyor.
Bu motora AKP her ihtiyaç duyduğunda yakıt koyuyor.
Deponun “full” yapıldığı son olay 27 Nisan e-muhtırasıdır.
Ekonomik kriz, işsizlik ve yolsuzluklar partiyi yorduğu, bu yorgunluk da son seçimde kendini gösterdiğine göre parti nasıl atağa kaldırılacaktır?
Başarısı denenmiş, kanıtlanmış yöntem “Mağduru oynamak”tır. Sahte olabileceği ihtimali zayıf olmadığı halde AKP’nin dolaşımdaki “belge”nin üstüne atlamasının sebebi budur!
Başbakan ilk gün belgeyi gerçek kabul eden bir tutumla esti savurdu.
Genelkurmay Başkanı ile yaptığı görüşmede edindiği olumlu izlenime rağmen eski tutumunda ısrar edemeyeceğini bildiği için “Bize darbe yapacaklar” hayaletini uyanık tutma görevini yardımcısı Arınç’a devretti.
AKP’nin dört hedefi
Gülen cemaati organizasyonu Abant Platformu’nda dün Bülent Arınç, sözü mahut belgeye getirerek “Bu halkın iradesine, demokrasiye karşı büyük bir ihanetten başka bir şey değildir!” dedi.
Oradan yola çıkarak demokrayi güçlendirmek için 4 hedef açıkladı:
1. Ordunun yeni bir yapılanma ve anlayış içine girmesi lâzımmış!
Emekli Oramiral Kıyat 32. Gün’de söyledi: Darbe günlükleri ortada. Dört yıldızlı generallerin niyetlerine rağmen Silâhlı Kuvvetler’in kurumsal bilinci ve direnci darbeyi önlemiştir. Bu değişim değil mi?
2. Yüksek yargının, kararlarıyla demokratikleşme sürecine katkıda bulunması gerekiyormuş!
Anayasa Mahkemesi, AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna 1’e karşı 10 üyenin oyu ile hükmettiği halde kapatma kararı vermemiştir. Daha ne bekliyor?
3. Üniversiteler önemliymiş!.. Bir toplantıda çok etkilenmiş; diyor ki: “İktidardan hesap sormayı kendisine görev bilen rektörler çok şükür gitmiş, yerine çok değerli rektörlerimiz gelmiş..”
Üniversiteye geçmiş olsun!
4. Tabii dördüncü güç medya.. Bülent Arınç “Demokratikleşmenin önünü açacak önemli kurum medyadır” demiş.
Ya mağdur ya diktatör
Şimdi anladınız mı Deniz Feneri parası ile niçin gazete kurduklarını?
Sabah Gazetesi’ni kaptırmamak için kamu bankalarının kasalarını niye ardına kadar açtıklarını?
Ve bağımsız medyayı susturmak için devletin gazabını nasıl kullandıklarını?..
AKP’nin yarattığı tedirginlik demokrasi algılamasından geliyor.
Tüm radikal partilerin hastalığı aynı: “Hükümet kurmak için yetki isterler, yetkiyi alınca da yeni devlet kurmaya kalkarlar!
AKP bu alanda epey yol aldı.
Fethullah Gülen’in Abant Platformu’na Bolu Valisi de katıldı, sivil ve askerî bürokrasiye ağzına geleni söyledi...
Eskiden “devletin valisi” dediğimiz insanların nasıl “partinin valisi” haline geldiğini ibretle gördük.
AKP’nin hayal ettiği şey demokrasi değildir.
Demokrasi hukukun üstünlüğüne ve erkler ayrılığına dayanır. Oysa AKP hedefine ulaştığı zaman diktatörlük oluşacaktır.
Zaten Arınç’a da bakarsanız diktatör olamazsan mağdur olursun!
Var mı böyle demokrasi?
Demokrasi mi bu?
Haberin Devamı

