Ülkenin geleceğini belirleyecek önemde bir problemle karşı karşıya olduğumuz kesin.
Fesada hizmet eden örgütlerin, ancak zekâsı ile alay ettiği toplumlar üstünde denemeyi göze alacağı senaryoların hedefi haline geldik son yıllarda.
Her türlü uçukluk iş yapıyor.
Toplum hem kurumlarına, hem kendine olan güvenini kaybetmiştir.
Sonuncu “belge” sanki “son darbe” için saklanmış bir hançerdi.
Nitekim kurumlar arasındaki güvensizliği hemen açığa çıkarmıştır.
Ama dün Başbakan’la Genelkurmay Başkanı’nın gerçekleştirdikleri görüşme Türkiye’nin kriz yönetebilecek liderleri zor anlarda çıkarabileceğini göstermesi bakımından cesaret verici olmuştur.
Görüşme ardından çıktığı meclis grubu kürsüsünde Başbakan Erdoğan, ilk andan itibaren Genelkurmay Başkanlığı’nın yansıttığı sorumlu ve duyarlı tavrı, verdiği güvenceyi övmüş, iktidar-silahlı kuvvetler ilişkilerini tanımlarken “kurumlarımızın birbirine güveni tamdır” demiştir.
Başbakan’ın bu sözleri “hükümetle silahlı kuvvetleri karşı karşıya getirme tuzağı”nın deşifre edildiğini mi anlatıyor? Tam değil..
İki ihtimal kaldı...
Çünkü AKP’yi ve Gülen cemaatini tasfiye amacıyla yapıldığı iddia edilen planın Genelkurmay Başkanlığı’nın bilgisi içinde hazırlandığına, aklı başında kimse ihtimal vermiyor. Geriye iki ihtimal kalıyor:
Ya bu belge sahtedir veya cunta benzeri bir grubun işidir.
Şimdi hedef gerçeği ortaya çıkarmaktır. İkna edici delillerle ve en kısa zamanda...
Bunu istemeye hepimizin hakkı var ama partisi, varlığı iddia edilen planın hedefi olduğu için Başbakan önceliğine saygı gösterilmesini talep edebilir.
Tabii o durumda da şu sorulacaktır:
Bir yandan gerçeğin bulunmasına fırsat verecek sabrı herkese tavsiye edip öbür yandan hemen AKP adına suç duyurusunda bulunmak acaba çelişki değil midir?
Başbakan bir gün önce bu belgeye gerçekmiş gibi bakan bir yaklaşım içindeydi. “Partimiz üzerinde oynanması düşünülen oyunları görüyorsunuz” diye isyan etmiş hükümet sözcüsü Çiçek de mağdur olanın AKP olduğunu öne sürmüştü.
Demokrasiye destek
Belli ki Başbakan ve Genelkurmay Başkanı, bir yandan askeri, bir yandan sivil yargının gerçeği ortaya çıkarmak için üstlerine düşeni yapmaları konusunda görüş birliğine ulaşmışlardır.
Başbakan dün demokrasinin ve hukuk devletinin geleceği için tüm birey ve kurumlara sorumluluk sahibi, onurlu ve tutarlı bir duruş sergilemeleri yolunda çağrıda bulunurken şunu düşündüm:
Erdoğan’ın istediği şey, böyle bir olayda herkesin demokrasi adına, hukuk devleti adına yanlarında olmasıdır.
Elbette bu desteği alacak ve alıyor da.
Biz kendi hesabımıza onun, muhalefet yapan gazeteleri boykot etmesi için halkı tahrik eden bir Başbakan olduğunu, devlet gücünü muhaliflerini bastıracak ve basın özgürlüğüne zarar verecek biçimde ne kadar hoyratça kullandığını bile bile bu konuda yanında olacağız.
Çünkü bir partinin iktidarını değil demokrasiyi, yani ülkenin geleceğini korumak için bunu yapmak zorunda olduğumuzu biliyoruz.
Ümidimiz Başbakan Erdoğan’ın da demokrasiyi sadece ayağına basıldığı zaman hatırlamaması, namus yemini ile garanti ettiği hak ve özgürlükleri herkes için yani muhalifleri için bile savunarak bu desteği hak etmesidir.
Demokrasi... Ama herkese
Haberin Devamı

