Oscar Wilde, geri kalmış demokrasileri şu sözlerle alaya almıştı:
“Herkes fikrini söyler, kararı ben veririm. Burada demokrasi var!”
AKP iktidarının icraatı, danışmayı dahi çok gördüğüne göre durumumuz, Oscar Wilde’ın alay ettiği demokrasilerden bile geridedir.
Çünkü hükümet, bir milli meselede adım atarken, karar sürecinde yer alması gerekli kurumların görüşünü almak şöyle dursun, onlara haber bile vermemiştir.
Genelkurmay Başkanı, AB sürecimizdeki tıkanmayı önlemek amacıyla hükümet tarafından sunulan sürpriz öneriyi televizyondan öğrendiğini açıklamış ve hem üslubu, hem de önerinin özünü eleştirmişti.
Bunun üzerine “yatıştırıcı” bir şayia salındı ortalığa: “Dışişleri bürokratları gerek Cumhurbaşkanı’nı, gerekse Genelkurmay’ı bilgilendirmişlerdir..”
Ama o haber de doğru çıkmadı.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi Cumhurbaşkanı Sezer’in “hiç bir biçimde bilgilendirilmediğini” açıkladı.
Türkiye’ye dışarda itibar kaybettiren ve kullanılan inisiyatifi de zedeleyen bu karışıklığın bir numaralı sorumlusu Başbakan, dün savunmada güçlüğe düşen çaresizlerin tavrını sergiledi:
“Sözlü görüşmeler için de Çankaya’ya mı soracağız veyahut da ilgili bazı kuruluşlara mı soracağız?”
Eğer bu konuşma bir meydan okuma değil de bir soru ise cevabı “Evet, sormalısınız” olurdu. Çünkü o zaman Türkiye’de ahenk içinde işleyen bir devletin varlığı dışarı yansır, diplomatik atağın etkileyiciliği artardı.
Oysa şimdi Türkiye’nin demokrasi temelinde bir kurumlar devleti olmadığı, totaliter eğilimleri olan ellere tutsak düştüğü dünyaya ilân edilmiştir.
Alkışlanacak bir siyasi cesaret hamlesi, devlet geleneğini hor gören kibir ve cehalet yüzünden ziyan edilmiştir!
Gölge etme
Dünyada büyük deprem bekleyen üç büyük kent var.
Tokyo, Los Angeles ve İstanbul...
İngiliz The Guardian gazetesi dün öteki iki kentin tüm hazırlıklarını tamamlarken İstanbul’un “gerçek bir felâket” beklediğini yazdı.
İstanbul’da 1 milyon 600 bin konut var ve 1 milyonu, yedi büyüklüğünden daha şiddetli bir depreme dayanacak sağlamlıkta değil.
Kamu otoritesi bu yapıları yıkıp sağlamlarını yaptırmanın yolunu açacak yerde felâket sonrasının senaryolarına dönük çalışmalarla vakit harcıyor. Enkaz ekipleri oluşturuluyor, okul çocuklarının boynuna künye hazırlanıyor.
Yaşatıcı, yaratıcı değil, mezar kazıcı bir kafadır bu.
Oysa İstanbul’da binlerce aile bir kaç yüz uyumsuz komşunun rehini durumunda... Diyelim ki on katlı bir apartmanın hemen tüm kat malikleri “yıkıp yeniden yaptıralım” diyor; bir kişi “hayır” dese hiç bir iş yapılamıyor.
Meclis yıllardan beri bu çarpıklığı gidermemiştir.
Devlet vatandaşını korur. Bizde ise hayatını kendi imkânı ile korumak isteyen vatandaşına bile sahip çıkmıyor!
Demokrasi!
Oscar Wilde, geri kalmış demokrasileri şu sözlerle alaya almıştı:“Herkes fikrini söyler, kararı ben veririm. Burada demokrasi var!”
Haberin Devamı

