Delil bulundu!

Haberin Devamı

Hrant Dink suikastina bakan mahkemenin başkanı “örgüt var ama delil yok” diyerek olay yaratmıştı.

Kamu vicdanı beklediği adaletin mahkeme kararında tecelli etmediğini görerek isyana sürüklenmişti.

Çünkü siyasi cinayetlerin toplumu aptal yerine koyan standart senaryosu bu olayda aynen tekrarlanmış, bir tetikçi, bir maşa cezalandırılmış fakat azmettiren güçler, sisler arasında yine sırra kadem basmıştı.

Dink suikastına bakan özel yetkili mahkemenin başkanı Rüstem Eryılmaz VATAN’a itiraf etti ki vicdanen kendisi de tatmin olmamıştır.

Birkaç gencin işleyebileceği basit bir cinayetle karşı karşıya olmadığımızı herkes görüyor. Mahkeme başkanı da görmüş, örgüt varlığını aklı ve vicdanı ile belirlediği halde kanıtlarını bulamamıştır.

Biz bu itirafın cesur ve yapıcı bir hamle olduğunu söyledik ve destekledik.

Çünkü hâkim Eryılmaz “bu iş burada bitmeyecek” diyor, yeni delil ortaya çıktığında adalet arayışının tekrar başlayacağını söylüyordu.

O günün yaklaştığını ümit edebiliriz.

Dink cinayeti üstünde bir yıldır araştırma yapan Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun, olayın arka planını aydınlatacak kanıtlara ulaştığı belirtiliyor.

Jandarma ve polis istihbaratındaki bazı belgelerde tahrifat yapıldığı tespit edilmiştir.

Bu belgelerden biri, Yasin Hayal’in Dink’i öldüreceğine dair ihbardır ve iddiaya göre üstündeki tarih bozularak, cinayetten sonraki bir tarih yazılmıştır.

Öteki belge Erhan Tuncel’e gelen bir cep mesajıdır ve “Yasin Hayal geldi 7.65 mermi soruyor” diyen mesaj Trabzon Emniyeti’nde “Yasin abi geldi, erken gel” şeklinde değiştirilmiştir.

Yeni bir başlangıç için Mahkeme Başkanı Eryılmaz’a aradığı fırsatı sunan kanıtlar olabilir bunlar.

Hem azmettiricilerin yakalarına yapışmak için, hem toplumda yaralanan adalet duygusunu onarmak için fırsattır.

Mahkemenin böyle bir borcu var.

Yeni deliller hemen talep edilmelidir!

Faili meçhul anayasa

Sivil anayasa yapmak üzere Meclis’te oluşturulan “uzlaşma komisyonu” önemli bir konuda uzlaştı!

Gelen öneriler ve sahipleri, kamuoyuna duyurulmayacak.

Gizlilik kararı tüm partilerden gelen temsilcilerin oybirliği ile alındı.

Oybirliği mi demeli, yoksa suç ortaklığı mı; siz karar verin artık...

Sansürün bahanesi pek ömür:

Çeşitli kurum ve kuruluşlar, değişik odaklardan gelen tepkiler sebebiyle samimi önerilerini paylaşamıyorlarmış.

Demokrasi kamuoyu ile yürür.

Demokrasi herkesin her aklından geçeni söylediği, önerdiği bir rejim değildir. Çünkü öyle ortamlarda özgürlük değil anarşi ürer.

Demokrasilerin sağlığını en başta şeffaflık garanti eder.

İnsanlar ve kurumlar, hukuken ve ahlâken savunma gücüne sahip oldukları görüşleri savunurlar, önerirler.

Ayıplanma ve suçlanma korkusu medeni insanın frenidir.

Utanma duygusunun ve suç işleme endişesinin denetleyici etkisinin zaman zaman Türkiye’de de kaybolduğu oluyor; özellikle siyasetin ne kadar bezdirici bir cadı kazanına döndüğünü biliyoruz.

Meclis Uzlaşma Komisyonu bu yanlış kararından dönmelidir.

Çünkü komisyonun bu yoldan elde edeceği öneriler, imzasız ihbar mektuplarının kofluğunu ve deli saçması uçukluğunu aratmayan yanlışlar doğuracaktır.

Eleştirilmekten korkanların önerileri kendilerinde kalsın.

Faili meçhul anayasa olmaz!

DİĞER YENİ YAZILAR