TÜSİAD, toplumdaki kutuplaşmanın ülkeyi rejim krizine götürdüğü uyarısında bulundu.
Genç demokrasimizin çalkantılı dönemlerinde yaptığı uyarılar ve benimsediği ilkeli duruşlarla bir gelenek yaratan bu işveren kuruluşu ne zaman bir tepki verecek ve ne diyecek; herkes merak ediyordu.
TÜSİAD’ın yaptığı çağrı, AKP için yenilgi sayılmayacak şartlarda bir uzlaşma temennisi yansıtıyor.
Öyle ki iktidar maceracı iddialarından vazgeçsin, siyasi muhalefet, sivil toplum kurumları ve kanaat önderleri de AKP’nin onuru zarar görmeden dönüşünü gerçekleştirmesine yardımcı olsunlar...
TÜSİAD’ın yaklaşımı, AKP’yi din sömürüsüne bağlı takıntılarından kurtararak eski dinamik kimliğine kavuşturma isteğini yansıtıyor.
Aslında siyasi krizin sebebi belli:
AKP iktidarı, cumhuriyetin laiklik ilkesine toslayacağını bile bile Anayasa’yı değiştirmeye kalktı.
Bu yüzden hakkında kapatma davası açıldı.
Şimdi de kendini kurtarmak için hukuk devleti ilkesine toslayacağını bile bile Anayasa’yı değiştirmeye hazırlanıyor.
Asıl adres iktidar
Kriz çok derin değil. Çaresiz de değil.
Problem iktidar önderlerinin kafalarındadır. 22 Temmuz’da millet türbanı serbest hale getirsin, üniversiteleri altüst etsin diye Tayyip Erdoğan’ı seçmedi. AKP lideri kibrini yenip aklının sesini dinleyebilse frene basar, kendine ve partisine yepyeni bir fırsat yaratır, ülkeye de kasvetli bulutlardan arınmış bir ufuk hazırlar.
Bunu yapmazsa ne olur?
Ergenekon ekseninde gelişen son olaylar ibretli bir cevaptır.
Demokrasiye alışmış bir toplumu baskı yaparak ve korku salarak susturmak mümkün değildir. Tarih, bu yanlışa düşen iktidarların kendi kuyularını kazdıklarına dair derslerle dolu.
Yani TÜSİAD’ın öngördüğü çıkış yolunun ilk şartı olan “gerilimi düşürme sorumluluğu”nun asıl adresi iktidar partisidir. Muhalefet, hukuk yollarına başvurmak dışında hiçbir şey yapmıyor dense yeridir.
TÜSİAD laikliği “hem toplumsal ilişkileri hem birey haklarını düzenleyen hukukun temeli” diye tarif ettikten sonra türbanla ilgili Anayasa değişikliğinin ve kapatma davasından AKP’yi kurtaracak zorlamaların sorunları daha da derinleştirmekten başka bir işe yaramayacağını söylüyor.
Aynı kökten üç parti
Bu tespit doğrudur. Açıklamada geçen “Siyasetin sorunlarına parti kapatarak çözüm bulunamaz” tespitini de tecrübelerimize bakarak doğru kabul edelim.
Peki ama demokrasinin ve cumhuriyetin temeli olan laiklikle çatışmaktan asla vazgeçmeyen ideolojik partilerin tehdidinden rejimi nasıl koruyacağız?
TÜSİAD belki de bilinçli olarak bu soruya net cevap vermiyor.
Riskleri kutuplaşma ile ağırlaşmış bir rejim krizinden korunmak ulusun ortak menfaatidir. Tehlikeyi görerek yönünü düzelten bir AKP’yi iş adamları elbette iktidar partisinin kapatılmasıyla doğacak kargaşalı bir boşluğa tercih ederler.
Öyle bir limana ulaşsak bile siyasetin deli gömleğinden kurtarılması lâzım. Sistem iktidar alternatifi üretmiyor. Sol kavruldu kaldı, geleneksel merkez gelecek vaat etmiyor.
AKP’nin geçen dönem hükümetinin Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, AKP’nin kapatılması halinde ortaya çıkacak yeni oluşumun lideri olarak parlamaya başladı.
Düşünün: On yıl önce bir tane “Milli Görüş” partisi vardı. Şener’inki de kurulunca üç tane olacak. Siyasi yelpazeyi, din referanslı partiler kaplayacak.
Sağlıklı bir tablo değil bu!
Deli gömleği
Haberin Devamı

