Belediye Başkanı Kadir Topbaş "İstanbul'a özel araçla girmenin bir bedeli olmalı" demiş.. İstanbul'da yaşamanın zaten çok ağır bir bedeli yok mu? Bu düzensiz, disiplinsiz, güvenliksiz kent, namusu ile yaşayan insanlara bedava cennet mi sunuyor?
İstanbul'un çözüm bekleyen yığınla sorunu arasında trafiğin yükünü hafifletmek bahanesiyle para toplamak, tedbir midir Tann aşkına?
Bu olsa olsa yol ve otopark alt yapısı hazır, kitle ulaşımında ideal şartları sağlamış kentlerde başvurulacak "son çare" olabilir.
İTO Başkanı Yıldırım, belediyenin 35 yıldır her inşaattan otopark bedeli tahsil ettiğini hatırlatıyor. Nereye gitti bu paralar? Çoğu renkli parkeler gibi gösteriş yatırımları yoluyla partidaş müteahhitlerin ceplerine...
Bu kaynaklarla yollar açılsa, otoparklar yapılsa, metro kentin varoşlarına ulaşsaydı "Deli Dumrul" yöntemine başvurmak kimsenin aklına gelmezdi.
İstanbullu zaten köprülerden para ödeyerek geçiyor. Kent merkezine girerken özel araçlardan para almak, banliyöde oturup çalışmak için kent merkezine gitmek zorunda kalan orta sınıfa büyük haksızlık olacaktır.
Evet bu uygulamayı başarı ile yürüten kentler var dünyada. Meselâ Londra'da bu tedbir trafik sıkışıklığını yüzde 30 azaltmış, toplu taşıma araçlarındaki kullanım oranını yüzde 20 artırmış.
Kente giren araçlardan toplanan paralar yanında belediyenin toplu taşımadan elde ettiği gelir de büyük yükseliş göstermiş.
Londra, Oslo ve Singapur gibi kentlerin farkı şu: Onlar hemşehrilerine "Özel aracınla kente gireceksen bedelini öde. İstemiyorsan metroyu kullan..." diyebiliyor.
İstanbul Belediyesi'nin varoşta oturan insanlara sunacağı böyle bir alternatif yok.. O zaman onlara böyle bir oldu-bittiyi dayatma hakkı da olmamalı!
Kente giren araçlardan para toplamakla İstanbul Londra'ya benzemez. Alt yapı şartlan Londra'ya benzemediği için İstanbul kendine özgü bir örnek yaratır:
Hem kel, hem fodul belediye olur!
Törkiş demokrasi!
Şişli Belediye Başkanı Sarıgül CHP Genel Başkanlığı'na soyunup tabandan da destek alınca partisi tarafından ihbar edildi!
CHP liderliği "belge var" diyor, suçlanan Sarıgül "sahtedir" diyor.
Böylesine önemli bir suçlama, sadece Türkiye gibi bir üçüncü dünya demokrasisinde bu kadar askıda kalır. Demokrasi bilincinin yerleştiği bir hukuk düzeninde iki şey olurdu:
Ya Sangül bu suçu işlemiştir, yargı belirler ve silinir giderdi veya iftiraya uğradığı anlaşılır o zaman önü açılır, CHP de yenilenme fırsatını hemen kullanırdı.
Bu kilidi açacak anahtar iktidarın elindedir. Hukuka ve insan haklarına saygılı bir iktidar, İçişleri Bakanlığı'nı hızlandırır, idari denetimi birkaç günde tamamlayarak ya yargının önünü açar veya buna ihtiyaç bulunmadığına dair bulgusunu topluma duyururdu.
Hükümetse tırnak kaşıyor, "Yesinler birbirlerini" diye bekliyor ve seyrediyor.
Kritik bir dönemde ülkeyi muhalefetsiz yönetmenin bedelinden korkacakları yerde keyfini sürmeyi tercih ediyorlar!
Deli Dumrul vergisi
Belediye Başkanı Kadir Topbaş "İstanbul'a özel araçla girmenin bir bedeli olmalı" demiş.. İstanbul'da yaşamanın zaten çok ağır bir bedeli yok mu? Bu düzensiz, disiplinsiz, güvenliksiz kent, namusu ile yaşayan insanlara bedava cennet mi sunuyor?
Haberin Devamı

