Değiştirici güç

Yıllar önce bir Alman siyasetçi 'Türkiye'yi AB'ye alamayız, çünkü.." diye başlayıp üç sebep saymıştı:

Haberin Devamı

Yıllar önce bir Alman siyasetçi 'Türkiye'yi AB'ye alamayız, çünkü.." diye başlayıp üç sebep saymıştı:

"Almanya'da yaşayan yurttaşlarınızdan biliyoruz ki, çocuklarınızı dövüyor, sokakta hayvan kesiyor ve pijama ile balkonda oturuyorsunuz.."

Katılım müzakereleri için tarih verdiklerine göre herhalde epey bir düzelme gördüler veya değişim yeteneğimizden etkilendiler.

Ama değişmesi gereken daha bir sürü kötü alışkanlığımız var ve bunların başında yolsuzluklarla mücadele alanındaki isteksizliğimiz geliyor.

Lâfta herkes temiz toplum, temiz siyaset istiyor. Rüşvetle geçinenler bile rüşvet alırken yakalananları lanetliyor. Yani herkes sonuçlara bakıp sövüp sayıyor fakat iş, sebeplerin üstüne yürüyen çareleri hayata geçirmeye geldiğinde ipe un seriyor.

Memura isimlik
İstemekle temiz toplum olunmuyor. Bu bir inşa sürecidir.

Siyasetçiler bizde ekonomiyi büyütmek, büyüyen pastayı adaletle dağıtmak, hizmetleri etkinleştirip hak ve özgürlükleri genişletmek aşkı ile istemiyor iktidarı, yakınlarına imkân dağıtmak için istiyor.

Devlet kadrolarını yağma eden partizanlığın derdi, eşi-dostu yoksulluk sınırında bir yaşama yetecek memur maaşına bağlamak değildir.

Partizanlık, devlet kasasını örgütlü olarak soyma hazırlığıdır.

Soyulmaktan bıkan Türk halkı, kendi pratiği ile bazı çareler buldu ama bütün partiler aynı olduğu için bunları hayata geçiremedi. Meselâ bürokratların göğüslerinde isimlik taşıması rüşvete karşı küçük fakat etkili bir tedbirdir. Çünkü rüşvet isteyen kişi adının bilinmesini istemez.

Umudumuz AB
Seçilmiş veya atanmış herkes ayrımsız hesap verebilir olmalıdır. Tayyip Erdoğan, milletin bu özlemini bildiği için seçimden önce milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırma sözünü verdi.

AB ve IMF konusundaki düşüncelerini değiştirerek mucize yarattı ama dokunulmazlık zırhına elini uzatamadı.

Bizi AB'ye almazlarsa, sebebi yolsuzluklarla mücadeledeki gönülsüzlüğümüz olacaktır.

AB'nin son ilerleme raporunda Ankara'dan "Yolsuzlukla Mücadele Birimi" kurulması ve Yolsuzlukla Mücadele Yasası çıkarılması istendi.

Bununla ilgili yasa taslağı hazırlandığı halde Başbakanlık'ta takılıp kaldı. Müsteşar Ömer Dinçer'in mevcut mevzuatı yeterli bularak yolsuzluklarla mücadele için ayrı bir birim kurulmasına karşı çıktığı bildiriliyor.

Mevzuat yeterli ise bu bataklık nereden ürüyor?

Avrupa Birliği'nin, yolsuzlukla mücadele için bağımsız ve güçlü bir yapı oluşturulması konusundaki ısranndan taviz vermemesini diliyoruz.

Çünkü Türkiye'de şu an tek değiştirici kuvvet Avrupa Birliği'dir.

DİĞER YENİ YAZILAR