Değişimin çanları çalıyor

Haberin Devamı

Gecikmiş iktidar değişiklikleri demokratik seçimlerden bile darbelere özgü hatalar ve kazalar çıkarabiliyor.

Demokrasiye inanan insanlar bu kazaları önleyebilmeli!

Siyasetteki başarısızlık büyük kitlelere mutsuzluk verir. Başarısızların direnişi ise dizginlenmesi gitgide zorlaşan öfkeler yaratır.

Toplumsal öfke dinamit gibidir. Ortamını bulduğu anda patlar!

Blair bizde olsaydı

Değişimin dinamiği bizde Batılı toplumlardaki gibi çalışmıyor.

Mesela Tony Blair İngiltere’nin değil de Türkiye’nin başbakanı olsaydı, aynı şartlarda hem partisindeki lider koltuğunu, hem hükümet başkanlığı görevini, partisinden başarılı olacağına güvendiği bir arkadaşına devretmezdi.

Bunu yapmak aklına da gelmezdi etrafından da böyle bir baskı görmezdi.

Pili bitmiş, inişte bir lider olarak seçime kadar direnir, iki yılda kendini de partisini de rezil eder, ülkeye verdiği zararlar cabası, tarihin çöplüğüne giderdi.

İki tane CHP var

O böyle bir kumarı göze almadı. Sadece egosunu yenebilmiş bir fani olduğu için değil, parti tabanının da izin vermeyeceğini, direndiği takdirde kovulacağını bildiği için!..

Değişimin mekaniği bile çalışmıyor bizde. Son ibretli örneği CHP’nin 84’üncü kuruluş yıldönümünde yaşananlardır.

Dün yurdun dört köşesinden gelen örgüt temsilcileri Baykal önderliğinde Anıtkabir’i ziyaret ettiler.

Aynı saatlerde Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün başını çektiği muhalif gruplar parti genel merkezi önünde Baykal’ı istifaya çağıran gösteriler yaptılar.

Parti içi muhalefetin yaptığı çağrı, haklılığı seçim sonuçlarıyla kanıtlanmış bir ihtiyacı ifade ediyor.

Yaşadığımız bu tarihi kavşak döneminde CHP’nin iyi bir muhalefet partisi olmamaya hakkı yok. Ama maalesef parti tarihi rolünü oynayamıyor.

Sarıgül’ü o çağırıyor

İktidarın yaptıklarına “istemezük” düzeyinde karşı çıkmaktan ibaret değildir CHP’nin muhalefet sorumluluğu. “Yanlış” dediği her şey için “doğru”yu göstermek mecburiyeti vardır.

Deniz Baykal bunu yıllardan beri yapamıyor.

Yapacak birinin gelmesi için gitmesi gerekiyor.

Konumuna yakışan davranış, Tony Blair gibi “doğru adam”ı bizzat seçmek, hatta yol arkadaşlarını belirlerken yeni lideri tecrübelerinden yararlandırmaktır.

Mustafa Sarıgül’ü halefi olmaya lâyık görmemesi doğrudur, yanlıştır, o başka bir konu, tartışılabilir.

Ama CHP’deki değişim ihtiyacını görmezlikten gelerek korktuğu sonucu inşa ettiğini nasıl fark etmiyor, şaşılacak şeydir.

Geminin kayalara toslayıp batmasını daha en fazla belediye seçimlerine kadar erteleyebilir.

Şimdiden belli ki; o seçimin parti üstünde yaratacağı yıkım, bir yeniden doğuş lideri, bir kurucu lider getirmeyecektir.

Akıl değil öfke egemen olacağı için bir cezalandırıcı getirecektir.

CHP, ülkenin ufkunu açacak bir liderin partisi yine olamayacaktır.

Değişimin lideri...

Hamurunda devlet adamlığı bulunan hiçbir siyasetçinin partisine ve ülkesine böyle bir kaderi reva görmeye hakkı olamaz.

Deniz Baykal, gittikten sonra da CHP’ye kötülükleri devam eden bir lider olarak anılmak istemiyorsa...

Bugünden tezi yok değişimin liderliğini de üstlenmelidir!

DİĞER YENİ YAZILAR