Değerini bilelim

Haberin Devamı

Demokrat görünmeye çalışanların niçin askerle sürekli didiştiklerine şaşarım hep.

Türkiye’de askerlerin darbe yapmak için bahane aradıklarını kimse söyleyemez. Her müdahalenin tehlikeli iç çatışmaların eşiğinden ülkeyi kurtardığını, askerin her defasında en kısa sürede kışlasına dönmeye çalıştığını biliyoruz.

Siyasetçiler sağduyu ile hareket etmeyi bilselerdi o müdahalelerin biri bile gerçekleşmeyebilirdi.

İş adamı Jak Kamhi’ye devlet üstün hizmet madalyası verilmesinden sonraki resepsiyonda Genelkurmay Başkanı Büyükanıt bir soru üzerine “Prensiplerimiz belli. İlkelerimiz şahsi ilkelerim değil. Kimseyle kavga etmeyiz ama onlara da (ilkelere) uygun davranırız” dedi.

Büyükanıt, Anayasa teminatı altındaki değerleri korumanın şahsi meselesi olmaktan önce kurumsal olarak TSK’nin

görevi olduğunu, bu gerçeğin baştaki komutanın değişmesine bağlı olarak değişmeyeceğini anlatmaya çalışmıştır.

Bu çağda bir toplum için askeri darbeye hedef olmaktan daha ağır, daha utanç verici bir hezimet olamaz. Böyle bir tehlikeye karşı korunmanın formülü nedir?

Her fırsatı askeri incitip sindirmek için kullananları, laik rejimin kuyusunu kazanları çaresizlik içinde seyreden bir ordu mu istiyorlar?

Böyle bir kaderi Allah yazdıysa bozsun.

İslâmcı köklerden gelen bir partinin iktidarda olması, laik cumhuriyetle hesabı olan çevreleri beklenti içine sokabilir. İktidar partisini bunların baskısı altında bırakabilir.

Eğer AKP’li milletvekilleri içtikleri milletvekili andına, Gül de cumhurbaşkanı olduğunda içeceği anda bağlı kalmak istiyorlarsa, şunu bilerek hareket etmeliler:

Rejim düşmanlarını korkutan bir ordu, ülkeyi olduğu kadar siyasi iktidarı da baskı ve tehlikelerden koruyacaktır.

Orduya dil uzatanlar, siyasi iktidarın sempatisini kazandıkları hissine kapılmamalıdırlar.

Böyle bir hava maalesef vardır.

Takım oyunu kalmadı

Çankaya’daki resepsiyonda Orgeneral Büyükanıt’ın açığa vurduğu eleştiri, yukarıda aktardığım izlenimi doğruluyor.

Büyükanıt gazetecilere saldırılardan şikâyet ederken şöyle dedi:

“Geçenlerde Güney Kıbrıs’ın Dışişleri Bakanı, TSK’ye ve bana ağır hakaretler içeren bir demeç verdi. Ve buna kimse tepki göstermedi, cevap vermedi.”

Bu sözlerin kendisine aktarılması üzerine Başbakan düğmeye basmış olmalı ki Dışişleri Bakanlığı dün “Genelkurmay Başkanımıza dil uzatmak Rum bakanın haddine değildir” diyen bir açıklama yayınladı.

Devlet yönetimi bir takım oyunudur. Bu olay, kurumlar arasındaki ilişkilerin çok zedelenmiş olduğunu gösteriyor. Dışişleri Bakanlığı atlamamalıydı.

Atladığı görüldüğünde Genelkurmay Başkanlığı da alınganlık göstermeden tepki verilmesini Dışişleri’nden isteyebilmeliydi.

Kamuoyunun önünde ısmarlanan tepkinin Türkiye’ye yararı değil zararı olmuştur!

DİĞER YENİ YAZILAR