Dede dur!

TMSF’nin görevi, kamuya borcu olan şirketlerin varlıklarını, olabilecek en yüksek değerden paraya çevirmektir

Haberin Devamı

TMSF’nin görevi, kamuya borcu olan şirketlerin varlıklarını, olabilecek en yüksek değerden paraya çevirmektir.

Bu hem devletin alacağını hızla tahsil etmek için, hem de borçlu kişinin haksızlığa uğramaması için önemlidir.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bu görevini şimdiye kadar üstüne çamur sıçratmadan yürüttüğü için prestiji artan bir kamu kuruluşu oldu. Bu şöhreti dileriz hep sürer.

Çünkü güven ve saygı duyulan bir kurum olarak kalmak pür dikkat yaşamayı gerektiriyor. Tamamlanmış, bitmiş sandığınız bir işin sonraki gelişmeleri sizi ve kurumunuzu zan altına sokabilir. Misal mi?

TMSF, İstanbul’un en hızlı değerlenen semti Zincirlikuyu’da Uzanlar’a ait gayrimenkullerden birini artırma yoluyla ihaleye çıkardı.

Bu “pırlanta”ya AKP iktidarı döneminde çok sayıda kamu ihalesine girip kazanan ve gıdadan inşaata işleri -Allah bozmasın- acayip açılan Torunlar Gıda 45.9 milyon YTL teklif ederek sahip oldu.

Derken arazinin yeni sahibi “Biz buraya plaza yapacağız” diye Belediye Planlama Müdürlüğü’ne başvuruda bulundu. Bununla da kalmayıp bölgedeki inşaat emsal yoğunluğunun 2’den 3’e çıkarılmasını talep etti.

Küçük bir hesaplama, talep kabul edilirse bu operasyondan Torunlar’ın 70 milyon dolar ek menfaat sağlayacağını ortaya koyuyor.

Şimdi merak etmez misiniz bu şanslı “Torunlar”a kim dedelik yapacak ve bu cömert dede kimin parasını “Torunlar”a verecek?

Belediye talebi yıl sonuna kadar cevaplayacakmış.

TMSF gelişmeleri dedektif gibi izlemeli, talep kabul edilirse itiraz etmelidir:

“Gayrimenkulün niteliği değişti, değeri arttı. Dolayısıyla ihaleyi iptal ediyorum. Emsal yoğunluk 3 olarak ihaleye çıksaydık bu araziyi 46 milyon YTL’den çok daha fazlasına satardık.”

Kurumun başkanı olan Ahmet Ertürk’ü tanıyabilmişsek, katakulliye seyirci kalmayacak, bu oyunu bozacaktır!

*****

Halk yoksa böyle olur
Büyük bayramları dokuz günlük tatillerle kutlamaya alışan halkımızın büyük kısmı dün söylene söylene işine döndü.

Ama milletin vekilleri, tatile devam etti. Çünkü onların kırmaktan, kızdırmaktan korktukları amirleri, patronları yok.

Olsaydı dün izlediğimiz rezalet yaşanmazdı. Topu topu 13 parlamenter meclise gelmişti, ortada Ali Dinçer dışında Başkanlık Divanı üyesi bile bulunmadığı için “aç-kapa” işlemi dahi yapılamadı.

Demokrasilerde parlamenterin patronu seçmendir. Bizdekilerin patronu partinin lideri. Milletvekillerini liderler seçiyor, halk oy veriyor!

Lider bilgi, kişilik, uzmanlık aramaz, körü körüne bağlılık arar milletvekilinde. Lider sultası ancak bu körlükte yaşayabilir.

Bilelim ki bu ilkel bağımlılık sürdükçe demokrasimiz bağımsız vicdanların güvencelerinden hep yoksun kalacaktır.

Milletvekillerini parti üyelerinin seçmediği bir sistemde meclis toplanmış, toplanmamış fark etmez.

Bizim liderlerin karar vermek için meclise ihtiyaçları yok!

DİĞER YENİ YAZILAR