Milyonlarca hayranının duası dileriz İbrahim Tatlıses’in ihtiyacı olan mucizeyi gerçekleştirmesine yardım eder.
Pazarı pazartesiye bağlayan gece yarısı pusuya yatan bir grubun uzun namlulu silâhla gerçekleştirdiği saldırıya hedef olan 59 yaşındaki sanatçı için bugün “yeni bir yaşamın ilk günü” sayılacak kadar büyük önem taşıyor.
Başına isabet eden merminin, kafatasında parçalı kırıklar, beyinde ciddi hasar yarattığı Tatlıses yaşayacak mı, yaşarsa yeteneklerinde kayıplara uğrayacak mı; bu sorular bugün yapılacak incelemelerden sonra cevaplarını bulacak.
Başarı hikâyesi ile İbrahim Tatlıses yaşayan bir efsanedir.
“Ayağında kundura” ile yola çıkmış yönetmen, oyuncu, senarist, besteci ve yorumcu olarak kazandığı serveti, ticari girişimleri sayesinde katlamayı başarmıştır.
“Urfa’da Oxford olmadığı için” üniversite okuyamamıştır ama doğuştan yetenekleri halkın onu “Anadolu filozofu” olarak sevmesine yetecek ayrıcalığı kazandırmıştır.
Son TV programında “değerleri hayatta iken sevip takdir etmeyi bilememek”ten gelen eksiğimizi yererken şunu diyordu:
“Bu değerlerin kıymetini bilmezsek gittiğimiz zaman çok üzüleceksiniz. 45 senedir bana yazılan kimseye yazılmadı. Bana atılan çamur kadar hiç kimseye atılmadı. Biz buradayız ama bazıları nerede bilmiyorum?”
Tabii ki tüm dileğimiz, kıymet bilmeme konusundaki kusurumuzla İbrahim Tatlıses’in tecrübesinde yüzleşmemektir.
Ama bu kalleş pusunun, bu suikast teşebbüsünün elde ettiği sonuç, her yanı ile büyük bir güvenlik zaafiyeti yaşadığımızı sergiliyor.
Tatlıses hem şöhretli, hem varlıklı bir sanatçı, ayrıca zaman zaman terör örgütünün tehditlerine hedef olmuş bir siyasi figürdür. Devlet onu koruyamamıştır.
Polis en azından kendisini zırhlı araç kullanmaya ikna edebilir, çalıştırdığı sivil koruma ekibinin yeterli eğitim alıp almadığını denetleyerek yardımcı olabilirdi.
O zaman arabasına binmeden önce koruma ekibi çevre güvenliğini sağlayacağı için Tatlıses pusuya düşmezdi!
Belgenin farkı...
CHP lideri Kılıçdaroğlu, Kayseri Belediyesi’ndeki rüşvet iddiasını içeren defteri, bir mektup eşliğinde Başbakan Erdoğan’a gönderdi.
Belediyedeki rüşveti ihbar eden memurun el yazısı ile tutulmuş kayıtlarda rüşvetin kimlerden ne kadar alındığı ve kimlere ne miktar verildiği belirtiliyor.
Mektubunda Kılıçdaroğlu “Rüşvet belediyenin makbuzu ve mührü kullanılarak toplanmıştır. Paraların hiçbiri belediye kasasına girmemiş, kayıtlarında yer almamıştır” diyor.
Defteri incelediği zaman Başbakan’ın da “böyle bir kanıt varken idari soruşturma niçin başlatılmadığına” ve savcı ile valinin bu durumu nasıl olup da görmediklerine şaşıracağını yazıyor.
Siyasi eleştiri ve suçlamanın standardını yükseltmek gerekiyor.
CHP liderinden aldığı mektuptan sonra bunu Başbakan yapabilir.
“Değişim Liderleri Zirvesi”nde konuşan Başbakan dün “Yapıcı eleştirileri dikkate alıyor, gereğini de yerine getiriyoruz” dedi.
Bundan iyi fırsat olmaz; göstersin..
Başbakan eğer ulu orta suçlamaların tedavülden kalkmasını samimi olarak istiyorsa, mektup eşliğinde kendisine sunulan rüşvet belgelerine farklı bir işlem yaptığını hem halka, hem siyasi rakiplerine ispatlamalıdır.
Dayan Tatlıses!
Haberin Devamı

