Dışişleri Bakanı Davutoğlu herhalde boş bulundu ve o sözleri ağzından kaçırdı.
Dediğine bakar mısınız?
“2002’den bugüne kadar reformlar yapmamış olsaydık böyle bir dönüşüm dalgası ve benzer sorunlarla biz de karşılaşabilirdik..”
Yani “AKP olmasaydı Türkiye de Mısır, Libya, Suriye gibi altüst olurdu” demeye getiriyor.
Cumhuriyet hükümetinin bir bakanına yakışmayacak, Türkiye’nin 65 yıllık çok partili demokrasi birikimini inkâr eden sözlerdir bunlar.
Seçim geliyor diye mubalâğalara iltifat etmek, alaylı siyasetçilere belki bir dereceye kadar yakışır da bir Dışişleri Bakanı’na, hele akademisyen kökenli bir devlet adamına yakışmıyor.
AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılını milât gibi gösterme modası sadece bir kibir göstergesidir.
İslâm’ın demokrasi ile bir arada yaşayabildiğini Türkiye çok önceden kanıtladı.
Türkiye İslâm toplumlarına model olarak gösterilmeyi hak ettiğinde AKP’nin esamesi okunmuyordu.
Türkiye AKP’den önce Kaddafi’ler, Saddam’lar mı üretti ki Arap baharında yaşanan şiddetin benzerine müstahak olsun?
Türkiye’nin hayata geçirdiği gerçek reformlar Kopenhag kriterleridir.
O reformları bu ülke AKP gelmeden bir yıl önce 2001’de gerçekleştirdi.
Ve bu başarı bir koalisyon hükümetinin yönetimi altında kazanıldı.
Uzlaşma mecburiyetinden doğduğu için daha demokratik ve daha sağlam temelli oldu.
AKP’nin reformları bu ilerlemeye katkıda bulunmuştur elbette. Ama kuvvetler ayrılığı ilkesini ve yargı bağımsızlığını, çoğunluk zoruyla zedeleyen oldu bittiler, rejimin çoğulcu karakterini bozmuş ve geriye götürmüştür.
Yani Türkiye Arap ülkelerinde yaşanan kötülüklerden uzak kaldıysa AKP iktidarı sayesinde değil, ona rağmen olmuştur.
Aynı dine inanıyoruz diye kimse Türkiye ile Arap ülkelerini bir tutmaya kalkışmasın...
İzmir’in Van’la ne ilişkisi var?
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin dün Van’daki yolsuzluk iddiasıyla ilgili belgeler açıkladı.
Bunlardan biri, sağlık ihalelerinde 4 milyon liralık yolsuzluk saptayan raporun işleme konulmamasını ve ona bağlı suç duyurusunun “ivedilikle durdurulması”nı isteyen talepti.
Konunun başka müfettişlerce tekrar soruşturulmasını, yani seçime kadar gündemden kaldırılmasını isteyen yazının altında Sağlık Bakanı’nın imzası bulunuyordu.
CHP’li Tekin, soruşturmanın odağındaki başhekimin de AKP’den milletvekili adayı olmak istediğini ancak temayül yoklamasını aşamadığını bildirdi.
Gelişmeler, seçim döneminde iktidar partisinin başını ağrıtacağını gösteriyor.
Tablo, İzmir Belediyesi’ni hedef alan operasyonların sebebini de açıklıyor biraz.
Amaç “tencere dibin kara, seninki benden kara” propagandasına zemin yaratmaktır. Ama İzmir, yanlış bir seçim olmuştur. Çünkü...
Pek az yerde halk belediyenin temizliğine bu yoğunlukta kefil olur!
Davutoğlu yanılıyor
Haberin Devamı

