Darbecilere ABD desteği

Haberin Devamı

“Ne oldum” dememeli insan “Ne olacağım” demeli!

Çünkü birincide başarının sarhoşluğu vardır, yanlışlar yaptırabilir.

İkinci tutum, iyi veya kötü sürprizlere hazırlıklı olmaktır. Koruyucudur.

Son zamanlarda izlediği dış politika Türkiye’yi bir uçtan ötekine savurup duruyor.

“Komşularla sıfır sorun” fiyakasının içini doldurmalıydık; olmadı maalesef.

AB ilişkilerini zorlayabilirdik; o yaratıcılığı da gösteremedik.

Sözde en kötü ihtimale bile hazırlıklıydık:

Avrupa kapısı açılmadığı takdirde Kopenhag Kriterleri Ankara Kriterleri’ne dönüşecek, yola devam edilecekti.

Yazık ki evdeki hesap çarşıya uymadı.

Elli yıllık adaylığın biriktirdiği öfkeyle Türkiye, taleplerini, umutlarını geleceğini Batı yerine Doğu’da
aramaya başladı.

Dönmek kolay mı?

Rusya ziyareti sırasında Rusya Devlet Başkanı Putin’e Başbakan Erdoğan’ın “Türkiye’yi Şanghay İşbirliği Teşkilâtı’na alın; bizi bu sıkıntıdan kurtarın” talebi ilk değildir.

Batı’yı uyarmaya dönük şakayla karışık seslendirilen rahatsızlık bu şekilde ciddiyet ve vahamet kazanacak sıfır sorun hayallerini de bitirecektir.

Hatta sorunun parçası haline getirecektir Türkiye’yi.

Suriye’de aceleciliğin sakatladığı dış politikamız, savaş tehlikesi üreten bir başarısızlıktır.

Türkiye Mısır’la da bozuşmuştur.

Mübarek’ten sonra gelen Müslüman Kardeşler, yeni imkânlar yaratmıştır ama yine aceleci tavırlar başlangıç çizgisinden daha geriye düşürmüştür ilişkileri.

Başbakan Erdoğan’ın “Ben Mısır’ın meşru Cumhurbaşkanı olarak sayın Mursi’yi tanıyorum” demesi, Kahire’deki darbe yönetiminin başı Sisi’yi çileden çıkarmıştır.

Kahire’deki hesap

Suriye’den sonra bir komşumuz daha davacımız oldu.

Mısır’daki darbe yönetimi dün Kahire’deki büyükelçimiz Hüseyin Avni Botsalı’yı, diplomatik protesto dilinin ağır yaptırımlarından birini kullanarak “istenmeyen adam” ilân etti ve Türkiye’ye gönderdi.

Ankara da “otomatik” misilleme yaptı ama yine karavana atıldı;

Çünkü Türkiye’yi terk etmesi talep edilen elçi zaten üç aydan beri Türkiye’de değil, kendi evinde..

ABD etkisinin hafife alınmış olduğu seziliyor.

Biz darbecilere ağzımıza geldiğini söylerken ABD Dışişleri Bakanı Kerry “Mısır Ordusu demokrasiyi rayına oturttu” demiş, son bir toplantıda da “Müslüman Kardeşler Mısır’daki devrimi çaldı” ifadesini kullanmıştır.

Kahire’deki darbeci generallerin “Amerika bizim yanımızda, Türkiye olmasa da olur” deme cesareti daha neler yaptırır?

Tedbirli davranmak lâzım!

DİĞER YENİ YAZILAR