9 Kasım'da açıklanacak ilerleme raporu, Türkiye'ye farklı bir bakışın işaretlerini yansıtıyor.
Daha dostça bir bakış..
Türkiye'yi dışlamak için kusurlarımızı abartan AB sanki tarihe karışmış.
Türkiye'deki hassasiyetlere saygılı bir üslup değişikliği dikkatlerden kaçmıyor.
Meselâ Kürt ve Alevilerin "azınlık" olarak tanımlanmadığı görülüyor.
İfade ve din özgürlükleri ile kadın hakları ve kültürel haklar yanında asker-sivil ilişkileri konusunda bazı sıkıntılar olduğu belirtilmekle beraber kırıcı ifadeler kullanılmıyor.
CNN Türk'ün dün verdiği bir habere göre Avrupa Güvenlik Çalışmaları Merkezi'nin Türkiye'deki asker-sivil ilişkilerini ele aldığı rapor da tamamlanmıştır.
AB Komisyonu'nun görüşüne temel oluşturması beklenen rapor, bölgedeki istikrarsızlık ve terör gerçeğini dikkate alarak Türkiye'nin özel durumuna anlayış gösterilmesi gereğini savunuyor.
Demire'in önerisi..
Peki ne zamana kadar?.
Şüphesiz üyeliğin gerçekleşeceği tahminen on yıl içinde ordu üstünde sivil kontrol ilkesi tümüyle hayata geçecektir.
Zaten asker de bu hedefe yardımcı bir tutum içindedir. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök "AB üyeliğini, ulu önder Atatürk'ün bizlere vermiş olduğu Türkiye'yi çağdaş uygarlığın ilerisine taşıma' hedefi için araç olarak görmekteyiz" diyor.
Eski Cumhurbaşkanı Demire!'in geçen hafta merak uyandıran bir çıkışı oldu.
Demirel, Silâhlı Kuvvetler'e darbe yapma hakkı verdiğini söylediği İç Hizmet Yasası'nın 35'inci maddesinin kaldırılmasını önerdi ve bunu tartışmaya açtı.
AB'den değil de Demirel'den gelen bu öneri siyaset dünyasında fazla yankı bulmadı nedense.
Medyadan yansıyan da "Şimdi çok mu lâzım?" türünden bir kaç eleştiri oldu.
Erdoğan'a silâh
Biz de merak ettik: Türkiye AB yolunda. On yıllık ilerleyişte kendiliğinden çözülecek bu sorun niye acilleştirildi?
Bir darbe tehlikesi yok. Demirel'in bir tedirginliği varsa sebebini söylemelidir. Darbelerin sadece 35'inci madde var diye gerçekleştiğini herhalde iddia edemez.
Bu maddenin en büyük zararı, sivillerin demokrasi sorumluluğunu öldürmesidir. Rejime yönelik tehdit çizgiyi aşarsa askerin müdahale edeceğini bilmek, sivil aydınları yalnız seyirci haline sokmamıştır. Bazılarını bu güven duygusu içinde fikir züppeliğine, hatta anarşist kimliğe sokmuştur.
Neyse ki 35'inci madde artık ölmeyi beklemektedir. Bu maddenin yarattığı korku, önümüzdeki bir kaç yıl için olsa olsa, rejimin laik karakterini değiştirme hayalini sürdürenler üstünde etkili olabilir.
Böyle bir silâha da şu anda sadece AKP'nin tabanındaki aşırıları frenlemekte Tayyip Erdoğan'ın ihtiyacı vardır.
Acaba AB'nin gösterdiği anlayış buna mı?
Demirel'in itirazı, biraz da kıskançlık mı?
Darbe ve AB
9 Kasım'da açıklanacak ilerleme raporu, Türkiye'ye farklı bir bakışın işaretlerini yansıtıyor
Haberin Devamı

