Refahyol, postmodern darbe, kanunsuz emir, Batı Çalışma Grubu... Ne kadar yabancılaşmış çağrışımlar?
Geçmişle hesaplaşmak adına, sır ve giz koridorlarında darbeye teşebbüsün izlerini arıyoruz.
Adalet mi rehberlik ediyor bu arayışlara?
16 yıl öncesinin delillerine erişebilirse yargı; evet adalet yerini bulacak!
Dün, 28 Şubat sürecinde darbeye teşebbüs ettikleri iddiasıyla 36’sı tutuklu 103 sanığın yargılandığı davanın dördüncü günü idi.
Sanıklar lehine sonuçlar doğuracak yorumlar yapıldı.
Emekli Orgeneral Çetin Doğan, Batı Çalışma Grubu’nun yasal bir oluşum olduğunu, irtica ile mücadele kapsamında 2004 ve 2006 yıllarında, irtica ile mücadele genelgeleri yayınladığını öne sürdü.
Asker emri yorumlamaz
Bir savunma avukatı Batı Çalışma Grubu’nun MGK kararları ile vücut bulmuş, anayasaya uygun bir yapı olduğunu, buradaki birçok kişinin yalnız emirleri yerine getirdiğini anlattı.
Yani bir askerin aldığı emri hukuka uygunluk bakımından değerlendir-mesinin mümkün olmadığını belirtti.
Emekli Orgeneral Çevik Bir’in avukatı da faaliyetin Refahyol hükümetine değil MGK tarafından belirtilen iç tehdide ve irticaya yönelik olduğunu öne sürdü.
Emekli Orgeneral Çetin Doğan da şu eklemeyi yaptı:
“MGK kararından sonra 13 Mart’ta bir toplantı daha yapılmıştır. Ama maalesef belgelerde yok.
Burada irticayla ilgili alınan kararların üstünde hararetli tartışmalar olmuştur.
Çiller’den sonra söz alan Başbakan Erbakan “Sayın Çiller benim sözlerime tercüman oldu. ‘İrtica bir hastalıktır’ demiştir!”
Siyasal İslâm’ın bayramı
Çetin Doğan, AKP hükümeti görevdeyken Batı Çalışma Grubu olarak Başbakanlık’ta toplantılar yapıldığını, irtica ile mücadele kapsamında genelgeler yayınlandığını, bu faaliyetin 2009 yılına kadar sürdüğünü de belirtmiştir.
28 Şubat döneminin şartlarını gerçekçi değerlendiren her vicdan sahibi bu davanın abartılmış iddialar ve vehimler üstüne kurulu olduğunu görebilir.
28 Şubat MGK kararı darbeye teşebbüs fiilinin önünü açmamış, tam tersine kötüye kullanılması muhtemel bahanelerin ve bu arada gerçek bir darbe teşebbüsünün yolunu kesmiştir.
Şunu da unutmamak gerekiyor:
28 Şubat, Türkiye’de siyasal İslâm’ın elverişli bir yükseliş zemini yakaladığı tarihtir.
28 Şubat şikâyetçiliği AKP üstünde yakışır durmuyor.
Ankara’daki davanın sonuçlanması adaleti de, siyaseti de rahatlatacaktır.
Darbe teşebüsü değil, önleme!
Haberin Devamı

