Dank etti mi?

Uzun zamandan beri ilk kez bir doğal afet ardından o ünlü "Takdiri İlâhi" sözünü duymadık

Haberin Devamı

Uzun zamandan beri ilk kez bir doğal afet ardından o ünlü "Takdiri İlâhi" sözünü duymadık.

Çünkü dün İstanbul ve çevre illerde yaşadıklarımız sürpriz değildi, günler öncesinden tehlike çanlarını çalarak gelen yoğun bir yağıştı. Yağan yağmurdan oluşacak su kütleleri, milyonlarca yıldır izlediği yolu şaşırmadan ve önüne çıkarılan engelleri yıkarak, süpürerek denize ulaşacaktı.

Karşı karşıya kaldığımız çaresizliğin sebebi doğanın gazabı değil bizim çıkar amaçlı açgözlülüğümüz; doğanın, ülkenin, bilimin yasalarına meydan okumamızdır.

İktidarın "Biz yeniyiz" deyip geçmiş iktidarları suçlama şansı olmadı bu sel felaketi yüzünden. Çünkü on yıldır İstanbul onlardan soruluyor.

Dere yataklarının, su havzalarının gecekondularla dolmasını yıllardır seyretmişler, oralara hizmet götürüp karşılığında oy isteyerek dolaylı yoldan teşvik etmişlerdir.

Utangaç çözüm..
Yaz ortasında yaşanan sel felaketi dün iktidarın gözlerini açmış gibiydi.

Başbakan Yardımcısı Şahin ve Belediye Başkanı Topbaş, bu bozuk düzene son vermek için kaçak yapılaşma bölgelerinde istimlâk çalışmalarına başlayacaklarını söylüyorlardı.

Belediye kökenli iktidarın önderleri, orman yasalarının geçerli olduğu kabile toplumlarına yakışan rezaletin suçlularıdır. Bu suç "bilinçli taksir"le işlenmiştir. Çünkü "böyle bir sonuç doğuracağını bilemezdik" diyemezler.

Suçlarını bildikleri için de şimdi su yollarını işgal eden kaçak yapıların sahipleriyle uzlaşmaktan falan söz ediyorlar. Yani çıkar amaçlı alışverişin ceremesi yine millete ödetilecektir.

Cahiliye dönemi
Gelecek bilimci John Naisbitt "Stratejik bir vizyon yoksa stratejik planlamanın da değeri yoktur" der.

Büyük depremi kurbanlık koyun gibi bekleyen bu iktidar böyle büyük bir planlamayı becerebilir mi?

Sel suları çekildikten sonra Türkiye'yi nasıl uçurduklarını anlatan masallarına bıraktıkları yerden devam edeceklerdir.

Doğa olayları daima "doğal afet" şeklinde kendini gösterecek, oya tapan iktidarlar da kurtarma ekibi çavuşluğundan önleyici bir kimliğe terfi edemeyecektir.

Dün dikkatimi çekti.. Belediye Başkanı Topbaş'ın "istimlâk" sözü TV'lerde duyulduktan sonra pek çok vatandaş, yıkılma tehlikesine aldırmadan canları pahasına evlerini terk etmeye razı olmadılar.

İmar Bankası mağdurlarının hazine bonosu alacaklarını bile ödemeyen bu iktidarın sözüne güvenip evlerini boşaltırlar mı?

Bilimin horlandığı yeni bir cahiliye dönemi yaşıyoruz.

Hukukun egemenliğine dayanmayan bir düzenin demokrasi olmayacağını anlayana kadar çekeceğiz..

DİĞER YENİ YAZILAR