Başbakan dün siyasi literatüre çok özel, çok kendine özgü bir diyalog kazandırdı.
Parti kongresinin yapıldığı salona girerken, protesto tonunda sözler işitti. Biri "Öldük bittik sayın başbakanım. Hangi yüzle geldin buraya?" diye bağırıyordu.
Korumalar adamı uzaklaştırırken Başbakan "Bırakın yanıma gelsin, derdini anlatsın" diye müdahale etti. Ve film başladı:
Başbakan: Böyle bağırılmaz ki, terbiyesizlik yapma!
Vatandaş: Terbiyesizlik yapmıyorum, lütfen bana hakaret etmeyin.
Başbakan: Artistlik yapma!
Vatandaş: Artistlik yapmıyorum, ben sanatçı değilim.
Başbakan: İyi bir sanatçısın!
Vatandaş: Tarım Bakanımızın anayasayı ihlâl ettiğini biliyor musunuz?
Başbakan: Lan terbiyesizlik yapma!
Vatandaş: Lan mı?
Başbakan: Evet!
Vatandaş: Lan mı?.. Canın sağ olsun.
Başbakan: Sen şu anda çiftçiye ne verildiğinin farkında mısın?
Vatandaş: Ne zaman?
Başbakan: Şimdi.
Vatandaş: Benim mahsulüm öldükten sonra mı? İki senedir anamız ağlıyor.
Başbakan: Hadi ananı al git buradan!
Nereye böyle?
Erdoğan'ın Kasımpaşalı ağzı ve edası halkın bir kesimine tuhaf gelse de bir kesime sempatik geliyor. Ama kabalık ile küfürü ayıran sınır üstünde onu hiç bu kadar kontrolünü kaybetmiş halde görmemiştik.
Tayyip Erdoğan, TV kameraları önünde bir seçmeni ile zıtlaşan ve ona "lan" diye, "ananı" diye eziyet uygulayan ilk Başbakan olarak tarihe geçmiştir.
Bu olayın hayırlara vesile olmasını dileriz!
"Kurtlar Vadisi" kültürünün hüküm sürdüğü iklim, bu Kasımpaşalı şovu nedeniyle onu Cumhurbaşkanlığı 'na bir adım daha yaklaştırabilir çünkü!
Son zamanlarda siyasetçilerde devlet adamlığı hasletleri arayan seçicilik önemini kaybetti. Eskiden olsa şöyle düşünürdük:
Bağıran, bir kışkırtıcı da olabilir. Bu bizi ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren, Başbakan'ın bu tahrik karşısında göstereceği basiret, denge, hoşgörü ve tuzak kuranları pişman edecek zekâyı sergileme becerisi var mı, yok mu; bunu öğrenmektir.
Adaletsiz güç
Dün Başbakan'ın kontrolünü kolay kaybettiğini öğrendik. Böyle bir karakter devlet gücünü adil kullanabilir mi?
AKP iktidarı öylesine selleşmiş bir hınç üstüne geldi ki öteki partiler hâlâ bellerini doğrultamadılar. Başbakan muhalefet boşluğunda at oynatıyor, vatandaşı kameralar önünde paylayabiliyor.
Gazeteci olarak zorluklarımız büyümüştür.
Bir yandan kızgınlığına hedef olmadan Başbakan'ı uyarmak zorundayız. Öte yandan "Başbakanı Anlama Kılavuzu" olarak okurlara "Argo Sözlüğü" armağan eden bir kültür hizmeti verilebilir.
Neyse... Başbakanımız heyecan verici şeyler de yapıyor. Meselâ bu karikatür gerilimini bitirmek amacıyla 189 ülke liderine gönderdiği mektup çok hoş. Empati, hoşgörü ve ahlâki sorumluluk çağrılan pek etkileyici idi.
İnsan ister istemez meraka düşüyor:
Bu mektubu gönderenle Mersin'de vatandaş paylayan aynı adam mı lan?!
Daha neler!
Başbakan dün siyasi literatüre çok özel, çok kendine özgü bir diyalog kazandırdı.
Haberin Devamı

