AKP'yi yaratan olumlu "değişim"in son derece tehlikeli olumsuz yan etkileri çoğalmaya başladı.
Çağdaş demokrasiye bağlılık görüntüsü ile beslenen iyimserlik ve umut, geçmiş iktidarların yarattığı nefret nedeniyle bu partiyi tek başına iktidara getirmiştir.
Tayyip Erdoğan'ın somut garantiye dayalı tek vaadi vardı: O da temiz siyaset hedefine ulaşmak için milletvekili dokunulmazlıklarını Batılı ölçüler paralelinde sınırlamak.
Üç gün önce Meclis Dokunulmazlıkları Araştırma Komisyonu'nun AKP'li Başkanı Fehmi Hüsrev Kutlu bu senetli borcu ödemeyeceklerini açıkladı.
"Yargı bağımsız değil, güvenmiyoruz. O nedenle dokunulmazlıklara dokunmayacağız!"
Ortalık bir anda ayağa kalktı, yargı köpürdü.
Çünkü AKP'li Başkan Kutlu'nun söyledikleri, eleştiri sınırlarını aşıp, devletin dayandığı üç erkten biri olan yargıyı tahrip ediyordu.
Vahim bir durum
Nitekim Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin dün "Bu tür tartışmalar devleti oluşturan organların da meşruiyetini tartışılır hale getirir" dedi.
Bu uyarı Ankara'da yankılanırken Dokunulmazlıklar Komisyonu Başkanı Kutlu NTV'ye çıkıp kuyuya bir taş daha attı:
"Kaldırmak bir yana, dokunulmazlıkların görev süresi bittikten sonra da devam etmesi üstünde çalışıyoruz!"
Bu açıklama, demokratik rejimin vahim bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu haber veriyor. Neden?
Yargının bağımsız olmadığını herkes kabul ediyor. Bu yanlışı düzeltme görevi, meclis çoğunluğuna sahip AKP'nin iktidarındadır.
Ama AKP bunu yapmıyor, düzeltmediği yanlışı dokunulmazlıklardan vazgeçmemenin bahanesi olarak kullanıyor.
Cevap verin..
AKP iktidarı, klasik demokrasilerin bile vazgeçilmez şartlarından biri olan yargı denetimini, yani hukukun üstünlüğünü reddetme çelişkisine düşmüştür.
Ömür boyu dokunulmazlık olsa olsa "cahil cüreti"nden kaynaklanan bir meydan okumadır ve asla hayat hakkı bulamaz. Meclisten geçse bile geri döner.
Ama bu inat, demokrasinin kalbi olan mecliste hangi eğilimlerin barındığını gösteren bir kırmızı alarmdır.
Başkan Kutlu, CHP'li milletvekillerinin de arkalarında olduğunu iddia etti. CHP buna ne diyor?
AB yolunu açmak için Brüksel'de çaba harcayan Başbakan Erdoğan, imtiyazlı sınıf yaratmaya yönelik bu hayaller karşısında ne tutum takınacak, merak ediyoruz.
Çünkü olay, bireysel "deli saçması" sınırını aşmış ve mecliste taraftar bulabilecek bir aşamaya gelmiştir.
Hayra alâmet değildir!
Daha neler!
AKP'yi yaratan olumlu "değişim"in son derece tehlikeli olumsuz yan etkileri çoğalmaya başladı
Haberin Devamı

