Dağlar kadar fark

Haberin Devamı


Başbakan medyanın önemini iyi biliyor ama bu bilinç ona sık sık demokrasi suçları işletiyor.

Çünkü bu güç hep kendine çalışsın istiyor.

Son ayıbı Akşam Gazetesi’nin patronu Karamehmet’e yaptığı “Ya yalan yazmayacaksın ya gazeteni kapatacaksın” çağrısıdır.

Akşam geçen gün “Doğalgazı kıstık, seçim kömürüne yüklendik” tespitine bağlı olarak “Bedava Zehir” manşetini atmıştı.

Bu yüzden kapıldığı öfke, Başbakan’ın diktatör eğilimlerini açığa vuran günah listesine yeni bir madde ekledi.

İktidarını eleştiren bir gazeteyi sahibine kapattırmayı dayatan bir Başbakan’ın eline geçirdiği devlet gücünü zalimce kullanmaktan geri durmayacağı gerçeği, demokrasi ufkumuz için tehlikedir.

Yanlış bir haber bile Başbakan’a böyle konuşma hakkı vermez. Eğer konuşursa, o zaman hınç almak için neleri göze alabileceğini tahmin etmek zor olmaz.

Basın Enstitüsü Derneği (IPI) Ulusal Komitesi, Akşam Gazetesi’ne yönelttiği tutum nedeniyle Başbakan’ı kınayan bir açıklama yayınladı.

İktidar ulusal basındaki ağırlığını artırmak için Sabah-atv satışında, hiçbir bağımsız mahkemeye, hiçbir özgür vicdana kabul ettiremeyeceği suçlar işlemiştir.

Damadının başında olduğu şirketin ihaleye tek başına girmesini sağlamış, ekonomik krizde yüzlerce işletmeyi kurtaracak 700 milyon dolar kamu kaynağını bu ayıplı projeye yönlendirmiştir.

IPI açıklaması, iktidarını eleştiren gazeteler için boykot çağrısı yapan, beğenmediği Başbakanlık muhabirlerini tasfiyeye tabi tutan son olarak da Akşam’ın patronunu tehdit eden Başbakan’ın tüm bu ayıplarını hatırlatarak uyarıda bulundu:

Bütün bu sebepler, basın özgürlüğüne çok daha ciddi biçimde sahip çıkmamızı gerektiriyor!

Çağdaş Gazeteciler Derneği de dün doğru bir tespit yaptı:

“Gazete kapatma tehdidinde bulunmak başbakanların gücünü değil zayıflığını, çaresizliğini ve demokrasiden uzak olduğunu gösterir.”

Atatürk’e diktatör yakıştırması yapan tipler çoğaldı son zamanlarda. Onlara Atatürk’ün basın özgürlüğü ile ilgili ünlü sözünü hatırlatarak sormak istiyorum:

Hitler’in, Mussolini’nin, Stalin’in yaşadığı çağda “Basın özgürlüğünün ilacı yine basın özgürlüğüdür” diyen Atatürk’e “diktatör” demeye devam edecekseniz bugünün dünyasında “gazeteni kapatacaksın” diyen Erdoğan’a ne sıfat bulacaksınız?

Bu kadarı fazla!

AKP hafta sonunda 81 ilden 500 sandık görevlisine eğitim verdi.

Bu kişiler de kendi bölgelerindeki görevlileri eğitecekler.

Parti her sandığın başına 9 müşahit koyuyor. Bu görevliler sandıklarına oy atacak seçmenlerle 29 Mart’tan önce evlerine giderek üç kez yüz yüze görüşme yapmayı planlıyorlar.

Markajın, gıda ve kömür yardımlarına muhtaç bölgelerde ne kadar etkili olacağını tahmin etmek zor değildir.

Yeterli oy çıkmayan sandıkların bölgesinde yardımların kesileceğine dönük korkular, seçmenlerin birbirlerini denetim altında tutmalarını sağlayacaktır.

Bu yoğunluktaki bir temas modelinin demokrasi mi, yoksa baskı mı olacağını tartışmak gerekir. Gizli oyun erdemi ciddi tehdit altına girecektir.

CHP ve MHP henüz farkında değil görünüyor ama iki tercihleri var:

Ya bu baskıcı halkla ilişki siyasetine karşı çıkacaklar ya da aynı kapıları oy için kendileri de çalacaklar.

Dileriz geç kalmadan uyanırlar!

DİĞER YENİ YAZILAR