Ordu Kuzey Irak’ı dövmeye başlayınca böyle olacağını tahmin etmiştik.
Bebek katillerine bir süre sonra dağlar dar gelecek, şuursuz ve acımasız eylemler kentlere taşınacak, sivil halka yöneltilecekti... Korkulan oldu.
Bölücü terör örgütünün daha önce Diyarbakır, İstanbul ve Mersin’de gerçekleştirdiği kalleş saldırıların sonuncusu dün İzmir’de yaşandı.
Diyarbakır’da öğrencileri öldüren, İstanbul’da Güngören halkına pusu kuran, Mersin’de polisler yolu kesince bombalı otomobilini hedefine götüremeden patlatmak zorunda kalan katil sürüsü dün İzmir’de bir polis servis aracını hedef aldılar.
O sırada bir askeri araç da geçiyordu ve yol kenarına park edilen bombalı araba uzaktan kumanda ile patlatıldı. 8’i polis, 3’ü asker 16 kişi yaralandı.
PKK’yı lânetlemekten hiç vazgeçmemek lâzım. Terör karşısında tarafsız kalmak ahlâki değildir. Çünkü insan hayatına saldırmanın hiçbir bahanesi olamaz.
O nedenle teröre karşı çıkmak, ahlâki açıdan yalnız görev değil mecburiyettir. Türk halkı 25 yıldır PKK terörüne karşı gösterdiği dirençle şiddet önünde diz çökmeyeceğini kanıtlamıştır.
Bölücü örgütün hâlâ tükenmemiş olmasının nedeni terörü geçim kaynağı haline getirmiş olmasıdır.
Güneydoğu’daki gençleri kaybetmekten korkacakları birer işin ve hakların sahibi yapabildiğimiz gün bu zorlama kavga tümüyle tarihe karışacaktır.
O hedefe daha hızlı koşmamız gerekiyor!
Çalan makbul!
Türkiye’nin en acil ihtiyacı anayasayı değiştirmek değildir!
Laikliğe karşı suç işlemiş bir partiye Anayasa’yı değiştirme hakkının tanınması, akla da ahlâka da terstir.
Öyle bir terslik olmasa bile birinci önceliği taşıyan eksiğimizin “temiz siyaset” olduğunu görmek ve anlamak zor değildir.
Günlerce AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin başrolü aldığı imar rezaleti ile ve alınan, verilen milyon dolarlık rüşvetlerle uğraştık.
Meğer biz bir ağaçla meşgulmüşüz dünkü VATAN ormanı gösterdi bize: İstanbul Belediye Meclisi üyesi Hüseyin Sağ, son dört yılda Dişli’nin kotardığı vurguna benzer en az 4 bin imar tadilâtının gerçekleştirildiğini açıklayıverdi.
Rüşvet tarifesinin milyon dolar olduğu bu rant vurgunlarının kaç milyar dolarlık haksız kazanç yarattığını düşünürseniz, “siyasete niçin temiz insanlar giremiyor” sorusuna daha kolay cevap bulabilirsiniz!
Bazı saflar iktidarı yenilikçi olmak konusunda cesaretlendirmeye uğraşıyor.
Milletvekili dokunulmazlığını kaldıramayan ve lider sultası altında yaşamaya razı bir siyasi yapı nasıl yenilikçi olur?
Siyaset finansmanını kamunun soyulmasından sağladıkça tabii ki kaliteli siyasetçi olamayacaktır. Belediyelerde kent rantları üreterek palazlanan ve elde ettiği menfaatin bir kısmını partiye aktaran adamlar makbul adam olacak ve onlar yükselecektir.
İmkân tanısanız halk böylelerini “ahlâksız” diye defterden siler ama milletvekili adaylarını liderin seçtiği düzende bu özellik meziyet sayılmaktadır.
Yolsuzluk yapanlar bu yüzden korunmaktadır. Çünkü gelenlerin çoğu onlardandır.
AKP hem kasasını doldurdu, hem zenginlerini yarattı. Kapatılmaktan da kurtulduğuna göre artık teşekkürünü ödeme zamanı gelmiştir.
Bunun yolu milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırmak, seçim ve partiler kanununu değiştirerek lideri değil milleti milletvekilinin seçicisi haline getirmektir.
Devleti ve halkı soyarak siyaseti finanse eden düzene son vermedikçe, yapılan en iddialı reformlar bile makyajdır!
Dağlar dar geldi
Haberin Devamı

