Dağbaşı ve duman

Gelişmiş toplumların farkı, can ve mal güvenliklerini koruyan bir hukuk düzenine sahip olmaları..

Haberin Devamı

Gelişmiş toplumların farkı, can ve mal güvenliklerini koruyan bir hukuk düzenine sahip olmaları..

Biz de meclisimizi yasa üreten bir fabrika gibi çalıştırıyoruz ama "büyük balık küçük balığı yutar" diyen doğa yasasının acımasız egemenliğini bir türlü kıramıyoruz.

İzmir'in saat kulesini sattığı adamın "dolandırıldım" diye davacı olması üzerine meşhur Fırıldak Ömer mahkemede şu unutulmaz savunmayı yapmıştı:

"Asıl ben davacıyım. Saat kulesini satın alacak adamların yaşadığı bir yerde insan nasıl namuslu kalabilir!"

Uzanlar da benzer şeyler yapmışlar.

Bankalanna para yatıran vatandaşlara hesap cüzdanı vermişler ama kayda geçmemişler. Devlet kâğıdı satma yetkileri kaldırıldığı halde gümbür gümbür ilânlar vererek Hazine bonosu da satmışlar.

Başlarına yıldırım gibi düşmesi gereken kamu otoritesini nasıl uyuttularsa, ağlarına düşürdükleri insanlar için almaları gereken bonoyu da almayıp parayı ceplerine indirmişler.

Cem Uzan, ekmek içi dönerli, nutuk üstü konserli mitinglerini bir kaç kentte tekrarlasa ve paraları ile birlikte oylarını da aldıkları insanlara "Dağ başını duman almış" marşı eşliğinde ettiklerini bir güzel anlatsa...

Anlatamaz, çünkü duman dağıldı.

Cezaları neyse çeksinler.

Ama devletin "banka" saydığı yere para yatırarak hesap cüzdanı ve Hazine bonosu makbuzu alan vatandaşlara, saat kulesini satın alan muhteris ahmak muamelesi yapmaya kimse cüret etmesin.

"Karşılığı var mı diye baksalardı onlar da!"

Böyle diyorlar..

Her şey yıllardır Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun önünde, hatta denetçiler bankanın içindeyken yapıldı. BDDK neyi düzenledi, neyi denetledi?

Devletin, özellikle bu iş için kurduğu özerk kurumun bile yapmadığı veya yapamadığı işi vatandaştan beklemek ve bu yüzden onun kaybetmeye müstahak olduğunu söylemek, ayıp ve günah değil midir?

BDDK, suçluluk kompleksinden kurtulup, karanlıkta beklettiği mağdurlarını aydınlatmalıdır!


Ne bu acele?
Milli Eğitim Bakanlığı, 81 ilin valisine "Acele" kayıtlı bir tamim çıkardı.

Yazıda "Imam-Hatip Lisesi yaptıran vatandaşların bilinmesine ihtiyaç duyulmuştur" deniliyor ve bu kişilerin isim, adres ve telefonları ile özgeçmişlerinin 15 Ağustos'a kadar bakanlığa bildirilmesi isteniyor.

Geldiği günden beri imam-hatip liselerini geliştirmek ve mezunlarına istedikleri her üniversiteye girme yolunu açmak için çırpınan AKP iktidarı, acaba ne gibi bir yeni sürpriz hazırlıyor?

Milli Eğitim Bakanı, iktidarlarının gizli niyetler taşıdığından şüphe edenlere her fırsatta sitem ediyor. Kim, neden güvensin onlara?

Nasıl "Arabın derdi kırmızı pabuç" ise belli ki AKP'nin derdi de İmam-Hatipler..

DİĞER YENİ YAZILAR