Başbakan’a geçmiş olsun. Türkiye’ye de geçmiş olsun. Dünkü macera çok şükür ucuz atlatılmıştır.
Bir kez daha görüldü, AKP iktidarının iki konuda ciddi zayıflığı var.
Birincisi kadercilik, ikincisi “eş, dost, akraba, yandaş kayırmacılığı” demek olan nepotizm.
Kader bir şans sorunu mudur yoksa seçim mi?
Alın yazısına ve şansa inansanız bile daha çok eğitimle kazandığınız birikimleri değerlendirerek kaderinizi kendini seçimlerinizle belirlersiniz.
Mesela Türkiye gibi bir ülkenin başbakanının sağlığı ile ilgili olumsuz bir belirtiyi hafife alma hakkı olmamalıdır.
Ama ondan da önce böyle bir başbakanın doğuracağı risklere karşı devletin işleyen bir tedbir mekanizması olması gerekir.
Göstere göstere geldi
Bunların hiçbiri yokmuş. Olmadığını çok daha ağır bir bedel ödeyerek öğrenebilirdik.
Başbakan’ın her günü yoğun geçiyor. Bu temponun yükü oruç tuttuğu için katlanıyor. Başbakan önceki gece geç saatlere kadar partisinin MYK toplantısını yönetti. Başının ağrıdığından şikâyet etti ve evine gitti.
Dün doktorların açıkladığına göre ya sahura kalkmadan veya sahurda çok az yiyerek oruç tuttu ve dün öğle saatlerinde meclise giderken kan şekerinin düşmesi (hipoglisemi şoku) üzerine hastaneye götürüldü.
Çağı ile çatışan toplumlar işte böyle kriz anlarında çuvallar.
Başbakan’ın konvoyunda bir ambulans, başağrısı sinyali nedeniyle en azından yanında bir doktor bulunsaydı şüphesiz şoka hiç girmeyecekti.
Ve ardından yaşanan öbür terslikler... Onlar da olmayacaktı.
Teknik devlet hayali
Başbakan’ın makam aracı siren sesleri arasında hastaneye ulaştı. Şoför “doktor” diye bağırarak dışarı fırladığında güvenlik sistemi aracın kapılarını kilitledi. Korumalar, şoför ve sağlık personeli dışarda, baygın Başbakan kilitli aracın içinde. Bağırış, çağırış, karmaşa..
Yakındaki inşaattan birinin bir balyoz kapıp gelmesi, zırhlı makam aracının camının kırılarak kapının açılması ve hastanın çıkarılması.
Yitirilen zaman kalple ilgili bir rahatsızlık olsaydı çok üzücü sonuçlar doğurabilirdi.
Başbakan’a refakat eden ekibin şoförü ile, korumaları ile her tür beklenmedik olayı göğüsleyecek eğitime sahip kişilerden kurulması, ayrıca böyle durumları defalarca prova etmiş olmaları gerekirdi.
Ama AKP’nin “Bizden olsun” saplantısı, Başbakan şoförlerini eğitimli polislerden seçen geleneği değiştirmiştir.
İşini makine gibi yapacak profesyonelin yerine Başbakan’ı babası gibi sevdiği için üzüntüden eli ayağına dolaşan melek yüzlü bir genç çocuğu getirmiştir.
Çetin Altan’ın özlediği “teknik devlet” ufukta bile görünmüyor!
Çuvalladık!
Başbakan’a geçmiş olsun. Türkiye’ye de geçmiş olsun. Dünkü macera çok şükür ucuz atlatılmıştır
Haberin Devamı

