Türkiye kirlendi. Aklı başında insanlar “nasıl temizleneceğiz” sorusuna cevap aramalı...
Çare diye getirilen reçeteler genellikle hukuk ve ahlâk dışı uygulamalara yasal kılıflar öneriyor.
Deniz Baykal’ın tespiti yerindedir:
İktidar yandaş medyadan sonra yandaş yargı hedefine yürümektedir.
Bunun prototipi, devlet haysiyetinin ayaklar altına alındığı Habur çadır mahkemesinde yaratılmıştır.
Adalete karşı işlenen cinayetin tanık ifadesi de Diyarbakır eski DEP milletvekili Hatip Dicle’den gelmiştir.
Geçen hafta KCK davasının görüldüğü mahkemede Ahmet Türk’ün İçişleri Bakanı Atalay ile buluştuğunu söyleyen Hatip Dicle bakanın “Müsteşarımı Diyarbakır’a gönderdim, hâkim ve savcılar ayarlandı. Gelen PKK’lılar geldikleri gibi geçecekler” dediğini iddia etmişti.
Bakan Atalay’ın yalanlaması inandırıcı olmamıştır. Çünkü rezalet, tüm utandırıcı eziklik ve teslimiyet sahneleri ile milletin hafızasında duruyor.
Denetim çalışmıyor
Meclisteki AKP grubu, yeminli bir örgüt gibi davrandığı için yasama organının hükümet üzerindeki denetimi yedi yıldır işleyemiyor.
CHP’nin İçişleri Bakanı Atalay hakkında yarın vereceği gensoru önergesi, bu denetim aracından beklenen yararı elbette getirmeyecektir.
AKP çoğunluğu yapılan büyük yanlışın sorumlusunu bedel ödemekten kurtaracaktır ama gensoru sayesinde en azından karşı karşıya bulunduğumuz tehlikenin vahametini anlamak isteyenlere bir ufuk açılacaktır. Çünkü endişe büyük:
Hukuk devleti ilkelerini yerle bir etmek pahasına bağımsız yargıyı dolanarak Habur rezaletini tertip edebilen zihniyet, yargıyı kontrolü altına sokacak imkânı yasa ile elde edecek hale gelirse acaba daha neleri göze alabilir?
Türkiye, yakın dönem gündemini oluşturan yargı reformunu ve Anayasa değişikliklerini bu soruyu göz önünde tutarak tartışmak zorundadır.
Mecliste 600’den fazla dokunulmazlık dosyası birikti. Bu kadar töhmet altına girmiş bir meclisten yargının bağımsızlığına saygı bekleyemezsiniz.
Zaten onlar da eninde sonunda çıkacakları mahkemelerin hâkimlerini seçmeye uğraşıyorlar!
Yağmurdan kaçarken
Siyaset kurumu yeni bir başlangıcın kredisini almak istiyorsa atacağı ilk adım dokunulmazlıkları kaldırmak olmalıdır.
Fakat AKP’nin kurucu önderlerinden Abdüllatif Şener’in dediklerine bakılırsa milletvekili dokunulmazlığı daraltılmayacağı gibi Cumhurbaşkanı’nın tartışmalı olan dokunulmazlık zırhı güçlendirilecektir.
Şener, Başbakan’ın Gül’den sonra Cumhurbaşkanı olmayı hedef seçtiğini ama yürürlükteki anayasanın öngördüğü dokunulmazlığa güvenmeyeceğini söylüyor.
“Oraya (Çankaya) gittiğinde meclis raflarında tozlanan dosyalar ve yeni açılacak dosyalar konusunda zora girmek istemeyebilir” diyerek anayasada Başbakan Erdoğan’ın kişisel ihtiyacına uygun bir değişikliğe gidileceğini tahmin ediyor.
Siyaset sınıfı tarafından sürekli soyulduğu duygusu taşıyan bir ülkeyiz. Hiçbir siyasetçi, halka yeni dokunulmazlıklar kabul ettiremez.
O nedenle Tayyip Erdoğan yedi buçuk yıl önce millete verdiği sözü tutup milletvekili dokunulmazlığını kaldırmalıdır;
Cumhurbaşkanı dokunulmazlığını güçlendirme düşüncesi varsa onu da hemen unutmalıdır!
Cumhurbaşkanı zırh giymez...
Haberin Devamı

