Cumhurbaşkanı için tartışalım

Cumhurbaşkanı seçimi tartışmalarını “daha çok erken” bahanesiyle önlemek isteyenlere kulak asmamak lâzım!

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanı seçimi tartışmalarını “daha çok erken” bahanesiyle önlemek isteyenlere kulak asmamak lâzım!

Ülkenin şu anda en önemli sermayesi siyasi istikrardır. Kırılgan ekonomiyi kazalara karşı koruyan güvence budur.

Bu sigortayı riske sokmak istemiyorsak cumhurbaşkanı seçimini, meclisteki turlar başlamadan önce bitirmek zorundayız.

Yeni cumhurbaşkanı, laik rejim için güvence olacağına tüm kesimlerin inandığı biri olmak zorundadır.

Aksi halde cumhurbaşkanı seçiminden altı ay sonra yapılacak genel seçimin de sağlığı olumsuz etkilenecektir.

Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkmak istemesi hakkıdır. Ama sadece AKP’nin meclisteki gücüne dayalı bir oldu bittinin doğuracağı riskleri hesap etmek de sorumluluğudur.

Neden iş dünyası?
Sorunu tartışmak, öncelikle iş dünyası için büyük önem taşıyor. İstikrar bozulursa asıl faturasını onlar ödeyecek.

Muhalefetin şu aşamada iktidar umudu yok. Onların beklentisi AKP’nin cumhurbaşkanını seçerken hata yapmasıdır. Çünkü yanlış bir seçim kutuplaşmayı tahrik edecek, rejim kaygılarını artıracak ve sorunlar AKP’nin genel seçimdeki şansını azaltacaktır.

Muhalif partiler için temenni olan bu tablo iş dünyası için felâket senaryosudur. İş dünyası o nedenle siyasi partilerin gündeme getirmedikleri cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda uyarı yapıyor ve görüş açıklıyor.

Sabancı tercüman
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’nın son açıklamasını bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Sabancı iki mesaj verdi:

1. “Cumhurbaşkanı geniş uzlaşma ile seçilmeli” dedi.

2. Arzularının önümüzdeki genel seçimde Başbakan’ı partisinin başında görmek olduğunu belli etti:

“Başbakanımız henüz 52 yaşında. Genç, dinamik ve aktif siyaseti başarıyla yapıyor. Aktif siyasette, gerek partisine gerek Türk siyasetine daha fazla katkıları olacağına inanıyorum.”

İş dünyası Tayyip Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkmak yerine partisinin başında kalmasını, bu şekilde genel seçimdeki şansını zedelemeden AKP’nin tek başına iktidar başarısını tekrarlamasını istiyor.

Peki Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını istemekten vazgeçmesi, istikrarla ilgili risklerin sıfıra inmesine yeterli olur mu?

Hayır olmaz.

Cumhurbaşkanının adı üstünde sağlanacak olan büyük uzlaşma, AKP’nin laiklik konusunda ürettiği şüphelerden samimi olarak arındığı güvencesine de tanıklık etmelidir.

Eğer imam hatip saplantılı, laikliği yeniden tarif etmeye meraklı, harem-selâmlık bölünmesini ayıplayanlara hışımlı, mahkemelere ulema danışmanlığı önerecek kadar eskiye bağlı ve eşi türbanlı biri gelecekse Tayyip Erdoğan olsa da fark etmez.

Partisi zayıflayacağı için belki daha bile hayırlı olur!

DİĞER YENİ YAZILAR